GÜNÜN TARİHİ............... HAZRET-İ ÂİŞE VÂLİDEMİZ
Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” zevce-i mutahherası ve Hazret-i Ebû Bekr-i Sıddîk’ın kızıdır. Annesi, Ümm-ü Rûman’dır. Hicretten önce Mekke’de doğup, hicrî 57 (Mîlâdi 13 Temmuz 676)’de 65 yaşında Medine’de vefât etti. Bakî Kabristanı’ndadır.
Hatîce-i Kübrâ’nın vefâtından 1 yıl sonra, Allahü teâlânın emri ile, hicretten 1 yıl önce nikâh edildi. 3 sene sonra, Medine’de Hücre-i Seâdete getirilmekle şereflendi. O zaman Peygamber Efendimiz 55 yaşında idi. Resûlullah tarafından çok sevilir ve çok övülürdü. Nikâhı, Allahü teâlânın emri ile yapıldı. O, mü’minler olarak hepimizin annesidir. Evlâdı olmadı.
Çok akıllı, zekî, âlim, edîbe, afîfe ve sâliha idi. Hâfızası çok kuvvetli olduğu için Eshâb-ı kirâm, birçok şeyleri ondan sorup öğrenirdi. Âyet-i kerîme ile methedilmiştir.
SOHBET............. KALBİN SELÂMETİ
İşin temeli kalbdir. Kalb, Allahü teâlâdan başkasına tutulmuş ise, yıkılmış demektir. Bir işe yaramaz. Niyet doğru olmadıkça, hayırlı işlerin, yardımların ve âdete uyarak yapılan ibâdetlerin, hiç faydası olmaz.
Kalbin selâmet bulması için, Allahü teâlâdan başka hiçbir şeye düşkün olmaması da lâzımdır. Yani her yapılan şey, O emrettiği, O beğendiği için yapılmalı, O’nun razı olmadığı her şeyden kaçınmalıdır. Herşey O’nun için olmalıdır.
Hem, kalb selâmeti, hem de bedenin sâlih işler yapması, birlikte lâzımdır. Beden sâlih ameller yapmaksızın. “Kalbim selâmettedir, kalbim temizdir, sen kalbe bak!” demek bâtıldır, boştur. Kendini aldatmaktır.
Bu dünyada, bedensiz rûh olmadığı gibi, beden ibâdet yapmadan ve günahlardan kaçınmadan, kalb, temiz olmaz. Zamanımızın birçok dinsizleri, sapıkları, ibâdet yapmayıp, kalblerinin selâmette olduğunu, hatta keramet sahibi olduklarını söyleyip, saf Müslümanları aldatıyor.
İmâm-ı Rabbânî
(Mektûbât Tercemesi)
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE