Untitled Document

HİKÂYE..................... KIBLE YÖNÜ

Adam, bineceği otobüsün kalkmasına bir saatten fazla süre olduğu için, otogarın yarı aydınlık koridorlarını arşınlıyordu. Ellerini yıkamak üzere biraz ilerideki lâva-boya yanaştığında, iş tulumları giymiş bir genç ona doğru gelerek:
- Herhâlde namaz kılacaksınız, dedi. Abdest alma yerimiz de mevcuttur.
Adam, elindeki sigaranın külünü delikanlının ayakları dibine silkelerken:
- Sen herhâlde görevlisin. Ne iş yaparsın burada?
- Temizlikçiyim efendim. Lâvabo ve tuvaleti temizli-yorum.
Adam, alaycı gözlerle sü-zerek devam etti:
- Ben, namazı senin gibi çulsuzlara bıraktım. Bu iş size öyle yakışıyor ki...
Temizlikçi genç, adamın hakaretine aldırmayacak kadar olgundu. Fakat namaza karşı yapılan saygısız-lık, canını çok sıkmıştı. Vereceği cevabı bir süre düşündükten sonra, susmayı tercih edip işine döndü.
Adam, mağrur adımlarla oradan uzaklaşırken, ba-şının döndüğünü hissetti. Sırtından çıkartarak koluna aldığı kaşe paltonun ağırlığını da ilk defa farkedi-yordu. Biraz önce yediği iki porsiyon kebap, herhâlde tansiyonunu yükseltmiş ve kendisini hâlsiz bırakmıştı. Birkaç adım daha attığında âniden fenalaşarak dizleri üzerine çöktü. Allahtan ki, kolundaki palto ondan önce yere düşmüş ve yeni aldığı takım elbisenin kirlenmesini engellemişti. 
Adam, çömelmiş vaziyette olmasına rağmen fırıldak gibi dönen başını yere dayayarak bir müddet dinlendi ve tekrar doğrulduğunda, aynı rahatsızlığı duyarak hareketini tekrarladı. Fakat, başkaları tarafından görülmüş olmaktan endişe ediyordu. Bunun için sağa sola bakındığında, terminalin çaycısı olduğu anlaşılan bir gençle burun buruna geldi. Delikanlı, adamı saygılı bir ifadeyle selâmlarken şöyle dedi:
- Allah kabul etsin bey amca. Ama, kıble biraz daha sağa doğruydu...



Erkek: Zeynel - Kız: Şeyda - Yemek: Düğün çorbası, Yumurtalı ıspanak, Makarna, Yoğurt.



Featured Image 01