SOHBET - HELÂLDEN KAZANMAK
Müslümanın kendine, evlâdına, ailesine ve borçlarını ödemeye lâzım olanları kazanması farzdır. Bunun için çalışan sevap kazanır. Özürsüz terk edene azap yapılacaktır. Borç ödemek farzdır. Ödeyemeden vefât edenin, ödemek niyeti varsa, günah olmaz. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:
“Beş vakit namazı kıldıktan sonra, çalışıp helâl kazanmak, her Müslümana farzdır.”
Çalışırken de dinin emirlerine uymalıdır. Haram işleyerek kazanılan paradan hayır gelmez. Müslümanın kendinin ve çoluk çocuğunun ihtiyaçlarını helâlden kazanması, kimseye muhtaç bırakmaması, cihattır. Birçok ibâdetlerden daha sevaptır.
İmâm-ı Gazâlî hazretleri buyuruyor ki:
“Bu dünya, ahiret yolcularının bir konak yeridir. İnsana burada yiyecek ve giyecek lâzımdır. Bunlar ise çalışmadan ele geçmez. Her an mal kazanmak için uğraşan aldanmıştır. Hem ahiret için hazırlanmalı, hem de dünya ihtiyaçlarını kazanmalıdır. Fakat, bunları da, ahiret yolculuğunda lâzım olduğunu düşünerek kazanmalıdır.”
Lokman Hakîm, oğluna nasihat ederken buyurdu ki:
“Çalış, kazan! Çalışmayıp, herkese muhtaç kalanların dini ve aklı noksan olur, iyilik etmekten mahrum kalır ve herkesten hakaret görür.”
Hazret-i Ömer; “Helâl kazanmak için alış-veriş ederken, helâl kazanırken can vermeyi, başka şekilde ölmekten daha çok severim.” buyurdu.
İmâm-ı Ahmed bin Hanbel hazretlerine sordular:
- Hergün sabahtan akşama kadar câmide ibâdet edip; “Allahü teâlâ, benim rızkımı nereden olsa gönderir.” diyen bir kimse nasıl bir adamdır?
Hazret-i İmâm şöyle cevap verdi:
- Bu kimse câhildir. İslâmiyetten haberi yoktur.
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE