MAKALE - ERMENİLER VE BİZ
Biz 1071 Malazgirt zaferinden beri Ermenilerle beraberiz, Yaklaşık 1000 yıldan beri, Türk-Ermeni münasebetlerinde, bize yükletilecek herhangi bir kusurumuz olmadı.
Biz, onlardan “Teba-ı sadıka” diye bahsettik. İmparatorluk devrimizde, Ermeni asıllı iki sadrazamımız başbakanımız vardı. Biri Maraş Ermenilerindendi; ötekisi Malatya Ermenilerinden. Ermenilere 29 sivil paşalık verdik. Meşrutiyetle birlikte 12 bakanımız Ermeni’ydi. Balkan savaşı yıllarında dışişleri bakanımız Gabriel Noradonkyan Ermeni idi. 1. ve 2. Meşrutiyet devirlerimizde 30’a yakın Ermeni milletvekilimiz vardı. 7 Büyükelçimiz Ermeniydi. Çeşitli memuriyetlerimizde Ermeniler çalışıyorlardı.
Ama biz 1914-1918 Cihan Harbine girdiğimizde, bir kısım Ermeniler Ruslarla, İngilizlerle, Fransızlarla iş birliği yaparak, ordularımızı arkadan vurdular. Doğu ve Güneydoğu Anadolumuzda Kürt ve Türk köylerini basarak akla hayale gelmez dehşetli cinayetler işlediler. Vatandaşlarımızı câmilere doldurarak diri diri yaktılar. Kuyulara doldurdular, sulara gömdüler, duvarlara, direklere çivilediler. Diri diri derilerini soydular. Genelkurmayımızda Alman asıllı generaller vardı. Onlar ilgililere emir verdiler: “Bu Ermenileri ordularınızın arkasından çekmezseniz savaşı kazanamazsınız! Çekin onları arkanızdan...” dediler. Aklını peynir ekmekle yiyen bir devlet bile 7 cephede çarpışırken bir de içindeki vatandaşlarla uğraşmaz. Yani Ermeniler 1915 yılında bizi arkamızdan vurmamış, bize ihanet etmemiş olsalardı burunları bile kanamazdı.
İdarecilerimiz Ermeni ihanetini durdurmak için, onları Suriye topraklarına indirdiler. Ama vakti zamanında anası-babası-bacısı-kardeşi ve kundaktaki bebesi... Ermeniler tarafından yakılan, vurulan, boğulan, doğranan, çivilenen Kürt ve Türk köylüleri harekete geçerek sürülen Ermenilere saldırdılar ve intikamlarını onlardan aldılar. Kürt ve Türk asıllı kişiler kaç bin Ermeni’yi öldürdüler? Belki 100 bin, belki 200 bin, 300 bin!.. Keşke bu hadiseler hiç olmasaydı. Keşke biz Ermenilerin öyle ihanetlerine hiç uğramasaydık. Ama ne yazık ki geçmişte çok kötü günler yaşadık.
Yavuz Bülent Bâkiler TÜRKİYE GAZETESİ
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE