MENKIBE - DİHYE'NİN MÜSLÜMAN OLMASI
Kur’ân-ı kerîmi Peygamber Efendimize, Cebrâil aleyhisselâm getirir ve ekseriya insan şeklinde gelirdi. Peygamber Efendimizin Eshâbı arasında Dıhye isminde bir genç var idi. Bu, bir tüccar idi. Gayet zengin, yakışıklı, beyaz ve güzel idi. Cebrâil aleyhisselâm onun şeklinde gelirdi. Bu Dıhye ilk zamanlar imana gelmemiş idi. Şam’a gider, orada ticaret yapar, çok para kazanır; Mekke’ye, Medîne’ye geldiği zaman Peygamber Efendimize hediye de getirirdi. Efendimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” onun hediyelerini kabul ederek; “Yâ Dıhye, ne güzel, yakışıklısın, gençsin, güzelsin, zenginsin. Yazık değil mi, öldükten sonra Cehenneme gideceksin, ateşte yanacaksın. Bir kerecik “Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah” de, vücudunu Cehennemde yanmakdan kurtar.” buyururdu.
Dıhye, Peygamberimizi hakikaten severdi. Ama bir türlü Müslüman olmaz, Peygamberimizi kırmak da istemezdi.
“Yâ Resûlallah, bir düşüneyim, o da olur.” gibi tatlı laflarla idare ederdi. Birkaç zaman sonra Dıhye, Efendimizin yanına geldi. Hediyeler getirdi. Dedi ki:
“ Yâ Resûlallah, yüzlerce defa Şam’a gittim, başka Rum memleketlerine gittim. Birçok Rumlarla, papazlarla konuştum. Dikkat ettim, papazların sözleri birbirini tutmuyor. Aynı adam, başka zamanlarda başka türlü konuşuyor. Sözlerinde sami-miyet yok, ciddiyet yok, bir fikir yok. Dikkat ettim ki; senin hiçbir sözün, hiçbir sözünü bozmuyor. Hep iyilikten, hep faydalı şeylerden bahsediyorsun. Ben anladım ki, sen Allahın peygamberisin. Ve ben Müslüman olmak istiyorum.”
Kelime-i şehâdeti getirdi ve Müslüman oldu. Peygamber efendimiz Dıhye’nin Müslüman olmasına o kadar sevindi ki, eshâbına; “Ey eshâbım, bu gece Dıhye’nin şerefine bizim evde ziyafet var. Ziyafete gelin!” diye buyurdu. Kitaplar yazıyor ki; Peygamber Efen-dimizin sofrasında o gün üç türlü yemek var idi. Bir et yemeği, bir çorba, bir de tatlı.
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE