GÜNÜN TARİHİ - EYÜP SULTAN’IN VEFÂTI
Eyüp Sultan’ın ismi, Hâlid bin Zeyd’dir. Eshâb-ı kirâmın büyüklerindendir. Resûlullah Medine'ye hicret edince, bu zatın evinde 7 ay misafir oldu. Bütün gazalarda bulundu. Hicrî 50 yılında Süfyân bin Avf emrinde İstanbul’a gelen asker arasında 33 Sahâbî vardı. Bunlardan Hazret-i Hâlid dizanteriden vefât etti. Fâtih Sultan Mehmed’in hocalarından Akşemseddîn hazretleri kabrini keşfetti. Üzerine güzel bir türbe ile yanına bir câmi yapıldı. Sandukası üzerindeki yazılar Sultan II. Mahmud’a aittir. Türbede asılı levhadaki 2 beyti Sultan III. Selim söylemiştir. Osmanlı hükümdarları tahta çıkınca bu türbe önünde Cuma günü kılıç kuşanırlardı. Bu törene “Kılıç Alayı” denirdi.
MAKALE - EYÜP SULTAN'I ZİYARET
Babam, yılda birkaç kere, beni Hazret-i Hâlid'i ziyaret etmek üzere Eyüp Sultan'a götürürdü. Doğduğum zaman beni o büyük zatın mâneviyatına bağlamışlar, ismimi de Hâlid koymuşlar. Her ziyaretimizde hacet penceresinden duâ eder, fukaraya sadaka dağıtırdık. Türbenin içine girdiğim zaman, kalbime tatlı bir huzur gelirdi... Şu anda kendimi, o çocukluğumda, Eyüp Sultan Câmii'nin avlusunda görür gibiyim. Şadırvanda abdest tazeleyenlerin etrafında, namaz saatini bekleyerek toplanmış olan ne muhteşem bir kalabalık vardı. Zengin, orta hâlli, fakir, herkes birbirine halka olmuş gibi idi. Kadınlar hacet penceresinde duâ etmek için sıra beklerler, kurban kestiren erkekler de, zembiller içinde getirdikleri etleri câmiin dışında fukaraya dağıtırlardı. Biz, çocuklar da, leylekleri hayran hayran seyreder, güvercinlere avuç avuç yem atardık.
Ya şimdi? Yine aynı kandil günü câmi ve türbeyi ziyarete gitmiştim. Avlu, Ramazanlarda, Cuma günlerinde olduğu gibi öyle kalabalıktı ki, iğne atsan yere düşmeyecek. Yine şadırvandan akan sular, yine güvercinler, yine leylekler ve koşuşan çocuklar. Bu gelenek devam da, yalnız bir farkla: Câminin karşısında sayısız lüks otomobiller sıralanmıştı. Yoldan gelip geçenler bu kuyruklu, pırıl pırıl ve mağrur şoförlü arabalara hayretle bakmakta idiler.
Annem, babam, teyzem, kardeşim Mâide, yengem, büyük annelerim ve dedem, hepsi Eyüp Sultan Câmii ve türbesinin yukarısındaki tepede, bir asırlık mezarlıkta yatıyorlar. Her ziyaretimde Hazret-i Hâlid'in türbesi üstünden uçan kuşların bu aile mezarlığı üstünden de geçtiklerini düşündüm. Demek ki, birçok mezarlıktaki gibi, ziyaretçileri her gün bu kuşlar... Ahmet Hâşim'in sevdiği leylekler.... Onlar da ne kadar vefalı!..
Hâlit Fahri Ozansoy-1920
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE