Untitled Document

ŞİİR - ÖKSÜZ ÇOCUK

Esrarlı bir ıssız gece, kaplamışken her yanı,
Öksüz çocuk, mezarlıkta durduruyor zamanı,
Dâvudî bir Kur'ân sesi, ürpertirken insanı,

Dün gömülen anne için,  hıçkırıklar fark olur,
Erir yürek, inci gibi  gözyaşına gark olur.


Eyüp sırtı; taş mezarlar, sütun sütun direkler,
Haliç koyu, cezir vakti, dinlenirken kürekler,
Bu ses ile, huzur bulur, med vaktinde yürekler,

Alev-alev yanan kalbi, bir haz ile kavrulur,
Kara selvi, bazen iner, bazen kalkar savrulur.

O esnada çevresine toplanıyor gölgeler,
Yücelerden nur ordusu, şehitler de gelirler,
Önlerinde tâzim eder, eğilerek selviler,

Deryalardan, kalelerden, top sesleri duyulur,
“Allah! Allah!” nidasıyla, nice surlar oyulur.


“Şehit olan ölü değil!” âyetiyle coşarlar,
Tekbir sesleriyle acep, Tuna'ya mı koşarlar,
Semada mı, ufukta mı, nerelerde yaşarlar?

“Mehmet, yine Yemen'den mi geldin?” diye sorulur,
“Çanakkale geçilemez!” deyip, saf-saf durulur.


Bir elinde diğer kolu, şimşek gibi kırlardan,
Atlar gelir, Ulubatlı, sancağıyle surlardan,
Başka biri; yeni şehit, sır üstüne sırlardan,

Taze kanı, al-al sızar, toprak ile yoğrulur,
Babası da tek bacakla, mezarından doğrulur.


Nur sütunu, sessiz sükut, cümle âlem uykuda,
Şafak vakti, doğan ışık, yayılıyor kuytuda,
Kitabını kapatırken, bir karmaşık duyguda,

“Âmin !..” diyen uğultuyle, coşan yürek durulur,
Mohaç'ta mı, Kırım'da mı, bir cenk daha kurulur.

Bu gecenin sabahında, vakit sona erince,
Veda edip, Eyüp Sultan avlusuna girince,
Sahâbeye, duâ ile selâmını verince,

Namaz için, saf tutarak, artık huzur bulunur,
Bu dünyada, ihlâs ile, sâlih mümin olunur.


Ahmet Gülmen

DÜNKÜ CEVAP



Erkek : Semih - Kız : Semiha  - Yemek : Paça Çorbası, Barbunya, Peynirli börek, Hoşaf

Featured Image 01