ŞİİR - ÂHİR ZAMAN
Ne kadar mal olsa, murat alınmaz,
Gâfil olma sakın, geri dönülmez,
Yürü dünya yürü, sonun virandır,
Bin yılından sonra, âhir zamandır!
Hâlıkın dururken, mahluka tapma!
Şeytana uyup da, yolundan sapma!
Haramlara dalıp, dinini yıkma!
Yürü dünya yürü, sonun virandır,
Bin yılından sonra, âhir zamandır!
Azık topladın mı yola çıkmaya?
Işık edindin mi aydınlanmaya?
İki melek gelir suâl sormaya,
Yürü dünya yürü, sonun virandır,
Bin yılından sonra, âhir zamandır!
Ölünce, çözerler belin, kuşağın,
Gözüne görünmez, oğlun, uşağın,
Yakasız kefendir, örtün, döşeğin,
Yürü dünya yürü, sonun virandır,
Bin yılından sonra, âhir zamandır!
Paran, apartmanın arkada kalır,
Ummadığın gelir, hepsini alır,
Gayrılar yer, içer, senden sorulur,
Yürü dünya yürü, sonun virandır,
Bin yılından sonra, âhir zamandır!
Münker Nekir gelir, çınarlar gibi,
Gözleri yanıyor, şimşekler gibi,
Sorguya çekerler, gök gürler gibi,
Yürü dünya yürü, sonun virandır,
Bin yılından sonra, âhir zamandır!
Cehennemin, yedi türlü yapısı,
Herbirinin ateştendir kapısı,
Seksen yıllık yoldan gelir kokusu,
Yürü dünya yürü, sonun virandır,
Bin yılından sonra, âhir zamandır!
GÜNÜN TARİHİ - RİDÂNİYE ZAFERİ
22 Ocak 1517’de Türk Ordusu, Memlûkler’e karşı Kâhire yakınında Ridâniye mevkiinde yapılan Ridâniye Savaşı’nı kazanmıştı. Yavuz Sultan Selim Hânın kumandasındaki ordu, Mercidabık zaferinden sonra, Ridâniye’de kazandığı bu zaferle Memlûkler’e son darbeyi de indirip Mısır’ın fethini tamamlamıştı.
Yavuz Sultan Selim Hân, Mısır’la birlikte halîfeliği de almıştı. Bundan sonra 407 yıl süreyle halîfelik Osmanlı hânedânının elinde kaldı. Mısır’ın ıslâhatına memur olan İbrâhim Paşa, görevini yaptı. Padişaha aldığı gâyet kıymetli hediyelerle, İstanbul’a döndü. Hediyeler arasında olan bir tahtı, Selânikli Mustafa Efendi şöyle anlatır:
“80 bin altından yapılmış, zümrüt bir taht ki; kıymetli cevherlerle sanatkârane işlenmiş, emsalsiz ustalar tarafından kurulmuştur. Alelâde bir cevher olan zeberced ve firûze taşlarının, güvercin yumurtasından küçükleri kullanılmamış idi. Rengârenk mücevherler arasında, yâkutun sarı ve mavisi ile; zümrütün en güzelleri seçilmişti. Yeter ki, Padişah Efendimiz beğensin ve üzerine oturmayı kabul buyursun... Asıl kıymeti, ondan sonra anlaşılır.”
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE