SOHBET - DÜNYAYA DÜŞKÜN OLMAK
Kötü olan dünya, Allahü teâlânın râzı olmadığı, âhıreti yıkıcı yerlerde kullanılan şeyler demektir. Kendini ve Rabbini unutup, lezzetlerine, şehvetlerine düşkün olanlar, yolda hayvanının süsü ile, palanı ile, otu ile uğraşıp, arkadaşlarından geri kalan yolcuya benzer. Çölde yalnız kalıp, helâk olur.
İnsan da ne için yaratılmış olduğunu unutup, dünya zînetlerine aldanır, âhıret hâzırlığı yapmazsa, ebedî felâkete sürüklenir. Dünya sevgisi âhırete hâzırlanmaya mâni olur. Çünkü, kalb onu düşünmekle, Allahı unutur. Beden, onu elde etmeye uğraşarak ibâdet yapamaz olur. Dünya ile âhıret, doğu ile batı gibidir ki, birine yaklaşan, ötekinden uzak olur. Bir kimse ibâdetini yapmaz ve geçiminde, kazancında Allahü teâlânın emirlerini ve yasaklarını gözetmezse, dünyaya düşkün olmuş olur. Allahü teâlâ herkesin kalbini bundan soğutur. Bunu kimse sevmez.
GÜNÜN TARİHİ - I. DÜNYA SAVAŞI
I. Dünya Savaşı’na girişimiz (1914); o zamanlar iktidarda olan İttihat ve Terakki Hükümetinin Almanların tesiri altında kalarak kabul ettiği bir oldu-bitti sonucudur. Bu savaş Osmanlı Devleti’nin sonu oldu ve Türkiye’ye 400 bin şehide mal olduğu gibi, savaş sonunda, o zaman başkent olan İstanbul bile işgal edildi. Mondros Mütârekesi ile Osmanlı, tarihteki rolünü kurulacak yeni Türk Devleti’ne bıraktı.
Halkımızın seferberlik dediği bu harpte, Türk Ordusu, şu 7 cephede, şan ve şerefle çarpıştı: Kafkasya, Galiçya, Makedonya, Çanakkale, Suriye-Filistin ve Irak. Savaş, bizim girişimizden, tam 4 yıl sonra, 11 Kasım 1918’de sona ermiştir. I. Dünya Savaşı’na, başta Avrupa kıtası olmak üzere, dünyanın 5 kıtasından pek çok devlet katılmış ve maddî kayıplar yanında, 10 milyondan fazla insan da ölmüştür.
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE