SOHBET - SEVİLEN VE SEVİLMEYEN
İmanın temeli ve en mühim alâmeti olan, 6 esas şarttan başka bir şart daha vardır ki, o da, hubb-i fillâh ve buğd-ı fillâh’tır. Yani Allahü teâlânın sevdiklerini sevmek ve Allahü teâlânın sevmediklerini sevmemektir. Çünkü hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:
“Dünyada birbirini sevenler, ahirette de beraber olacaktır.”
Allahü teâlânın sevgili kullarını sevenler, son nefeste imanla ölürler. Ve mahşer yerinde de sevdiklerinin yanında haşrolup, ahiret hayatında da beraber bulunurlar. Bunun için de, kimin sevilip kimin sevilmeyeceğini iyi öğrenmek lâzımdır.
Bir kimse, ibâdetlerini yapmakla beraber, Allahü teâlânın sevmediklerini de severse, meselâ Ebû Cehil’i severse, bu kişi Cehenneme gider. Demek ki insan, dünyada sevdiklerine dikkat etmelidir. Bu sevmek ve sevmemek, şahsî menfaati için değil, Allahü teâlânın rızası için olmalıdır. Sevmek ve sevmemek kalb ile olur, beden ile olmaz. Seviyorum diyen bir kimse, sevgilisinin düşmanlarından kesilmedikçe, buna münafık, yani yalancı denir.
Allahü teâlâ İsa aleyhisselâma buyurdu ki:
“Eğer yerlerde ve göklerde bulunan bütün mahlûkların ibâdetlerini yapsan, dostlarımı sevmedikçe ve dost olmayanlardan uzaklaşmadıkça, hiç faydası olmaz.”
Muhabbet, sevgilinin dostlarını sevmeyi, dost olmayanları da sevmemeyi icap ettirir. Dostun dostları güzel, dost olmayanları da çirkin ve fena görünür. Seviyorum diyen bir kimse, sevgilisinin sevmeyenlerinden kesilmedikçe sözünün eri sayılmaz.
Kimsenin tek başına doğruyu bulması mümkün değildir. Kimler dünyada birbirini severse, birlikte olursa, ahirette de birlikte olacaklardır. Ahirette kimlerle beraber olmayı, nerede olmayı istiyorsak bunu dünyada iken seçip, karar vermek lâzımdır.
Allahü teâlâyı sevmeyenleri sevmek, insanı Allahü teâlâdan uzaklaştırır. O hâlde, kim olduğumuz değil, kiminle olduğumuz önemlidir.
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE