SOHBET - MÜSLÜMANIN VAZİFESİ
Müslümanlar; millî birlik ve beraberliğe çok önem vermeli, memleketlerinin kalkınması için maddî, mânevî seferber olmalı, din bilgilerini iyi öğrenmeli, Allaha ve kullara karşı olan vazifelerini, borçlarını yerine getirmelidir. İslamın güzel ahlâkı ile bezenmeli, kimseye zarar vermemelidir. Fitne çıkarmamalıdır. Dinimiz böyle olmamızı emrediyor.
Müslümanın ilk vazifesi; nefsine, şeytana uymayıp ve kötü arkadaşlara, azgın, âsî kimselere aldırmayıp, kanuna karşı suçlu olmaktan, Allahü teâlâya karşı da günah işlemekten sakınmalıdır. Allahü teâlâ, kullarına üç vazife verdi:
Birinci vazifesi: Şahsî vazifesidir. Her müslüman kendisini iyi yetiştirecek, sıhhatli, edepli, iyi huylu olacak, ibâdetlerini yapacak, ilim ve güzel ahlâk öğrenecek, helâl lokma kazanmak için çalışacaktır.
İkinci vazifesi: Aile içindeki vazifesidir. Hanımına, ana-babasına, çocuklarına, kardeşlerine olan vazifelerini yerine getirecektir.
Üçüncü vazifesi: Cemiyet içindeki vazifeleridir. Komşularına, hocalarına, talebelerine, âilesine, emrinde olanlara, hükümete ve devlete, bütün vatandaşlara, dini ve milleti başka olanlara karşı vazifeleridir.
ZEKÂ BULMACASI - BİR SAYI
Öyle bir sayı bulunuz ki; karesi, yarısına eşit olsun! (Cevabı yarın)
GÜNÜN TARİHİ - MEKKE’NİN FETHİ
Peygamber efendimiz, Medine’den 12 000 kişilik bir ordu ile gelerek, harp etmeden Mekke-i Mükerreme’yi 630 yılında teslim aldı. Düşmanlarına da; “Sizin hiçbirinizi, sorguya çekecek değilim. Gidiniz, hepiniz serbestsiniz!” buyurdu.
Kâbe’yi putlardan temizledi ve Hazret-i Bilâl, Kâbe’nin damına çıkarak Mekke’de ilk ezânı okudu. Müslümanlar; göç ederek ayrıldıkları Mekke, Kâbe ve vatanlarına, böylece yeniden kavuşmuş oldular.
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE