Untitled Document

MANZUM MENKIBE - AHMED YESEVİ

Talebe yetiştirir, çok ibâdet yapardı,
Kendisi “Kepçe-kaşık” îmal eder, satardı.

Kalblere hayat sunan, o mübârek sohbeti,
Sayesinde, gün be gün daha arttı şöhreti.

Talebenin sayısı, yüzbinleri geçince,
Çekemeyenler oldu kendisini bir nice.

Onun itibarını sarsmak için, bu defa,
İftiralar uydurup, yaydılar her tarafa.

Horasan’da yayıldı, bunlar daha ziyade,
Buna, Ahmed Yesevî üzüldü fevkalâde.

Çünkü o yalanlara, bazı saf Müslümanlar,
İnanıp, felâkete oluyorlardı düçar.

Çok merhametli olan Hâce Ahmed Yesevî,
Kurtarmak gayesiyle bu temiz kimseleri.

Talebeden birini, çağırarak yanına,
Ona bir kutu verip, gönderdi Horasan’a.

Buyurdu: “Bu kutuyu, iyi muhafaza et!
Ve o hasetçilere, götür bunu teslim et!”

O, mühürlü kutuyu, alıp koydu cebine,
Ve hemen yola çıktı, Horasan cihetine.

Varıp, o insanlara tanıttı kendisini,
Söyledi, üstadının emriyle geldiğini.

Getirdiği kutuyu, verip o kimselere,
Dedi ki: “Bu kutuyu, o gönderdi sizlere.”

Ahmed-i Yesevî’ye kim varsa haset eden,
Bir haberle, her biri toplandı hepsi hemen.

O kutuyu görünce, merak ettiler ki hep,
“İçine ne koyup da gönderdi bize acep?”

Merak ve heyecanla açınca birden onlar,
Hepsi hayretlerinden, şaşıp dona kaldılar.

Zira, kutu içinde, bir miktar pamuk vardı,
Üstünde kıpkırmızı ateş koru yanardı.

Ateş koru, pamuğa etmiyordu hiç tesir,
Pamuk, ateş korundan, olmazdı müteessir.

Bu kerameti görüp, çok pişman oldu hepsi,
Ve o büyük velînin oldular talebesi.

Abdüllatif Uyan



Erkek : Talat - Kız : Zühal  - Yemek : Mercimek çorbası, Kızartma, Yoğurt, Üzüm

Featured Image 01