Untitled Document

SAĞLIK - ŞANLIURFA'NIN İSOT BİBERİ

Şanlıurfa’da bibere “isot” derler, ısı otu demekmiş. Yenince hararet basar, insanı ısıtır. Harran’ın bereketli topraklarında yetişen, kızgın güneşin altında kızaran, haşerattan korunmak için gittikçe acılaşan ve aynı kızgın güneş altında kurutulan Urfa isotu, kendine has özellikler taşır. İsot acısı insanı rahatsız etmez, bağırsakları bozmaz, kanı sulandırır, insana sağlık ve moral verir. Sabah kahvaltıdan başlamak üzere, her öğün yenir. Bazıları öğle yemeğini, ekmek arasına konmuş iki biber ve bir bardak çayla geçiştirir. Urfa çarşısı biber kokar ve bu koku Urfa isotuna hastır. Biber tarlada iyice kızarınca toplanır. Ekmeyenler de güvendikleri yerlerden yıllık ihtiyaçları kadar alır. Biberlerin içi genellikle temizlenir, tohum ve damarlardan arındırılır. Damlarda, temiz bir zeminde 7-10 gün kurumaya bırakılır. Hergün sabah akşam biberler tek tek çevrilir. Kurutulduktan sonra çok ince parçacıklar hâline gelinceye kadar dövülür, makinelerde istenen kıvamda ince kıyılır, elekten geçirilir. Ne kadar ince olursa o kadar değerli olur. Uzun süre bozulmadan korunması için 1 fincan zeytinyağı ve biraz tuz katılır. İsot çok emek ister, temizleme işini yapanların elleri günlerce biber acısıyla yanar.

SOHBET - TATLI DİL

Peygamber Efendimizin sözleri gâyet tatlı olup, gönülleri alır, rûhları cezbederdi. Herkesi güler yüzle karşılar, sıkıntılara sabrederdi. Bu tatlı dili, güler yüzü, sabrı ile Arabistan'ın sert, inatçı kimselerini itaate getirdi.

Güzel huyu, yumuşaklığı, affı, sabrı, ihsânı, ikrâmı o kadar çoktu ki, herkesi hayran bırakırdı. Görenler, işitenler seve seve Müslüman olurlardı.

İyi bir Müslüman olmak ve İslâmiyeti yaymak için, Peygamber Efendimizin bu güzel ahlâkı ile ahlâklanmaya çalışmalıdır. Başarının sırrı budur.

İslâm büyükleri, dînin bir emrini bildirirken, işte böyle karşısındakini rencide etmeden, tatlılıkla bildirirlerdi.
 



Erkek : Ahmet - Kız : Feyza  - Yemek : Un çorbası, Haşlama et, Patates püresi, Salata

Featured Image 01