BATILI GÖZÜYLE - TÜRKLERDE HIRSIZLIK MEYLİ YOKTU
Dostum M. W.'nin yemiş (incir) mevsiminde, Çeşme ile İzmir arasında ekseriyetle ulak (postacı) olarak kullandığı Bucalı Mustafa isminde fakir bir köylü vardı. Bu adamcağız altın torbaları yüklenerek İzmir'den umumiyetle akşamları hareket eder, bütün gece yol yürür ve sarp dağlar aşmak sûretiyle 30 fersah gittikten sonra ertesi sabah kıymetli yüküyle Çeşme'ye varırdı.
Bâzan yolun bir kısmını katır üstünde kat'ettiği olurdu; fakat dağlara yaklaşınca daha çabuk gitmek için hayvanından inerdi. Sisamlı Rumlardan başka korktuğu yoktu. Fakat Mustafa onlara hiç rastgelmediği için, hiçbir zaman karşılaşmayacağına hükmediyordu. İşin asıl şaşılacak tarafı, yol boyunca herkesin onu tanıması ve taşıdığı yüklerin ne (altın) olduğunu bilmeyen kalmamasıydı. Buna rağmen İzmir tüccarları içinde parasını o kadar tehlikeli bir yoldan göndermekte tereddüt eden yoktu. Türk ırkının hırsızlık meyli olmadığını başka bir münâsebetle de kaydetmiştim; kendilerine gösterilen i'timâda hiçbir zaman Türklerin ihânet ettikleri veyâhut öte-beri aşırdıkları görülmemiştir...
İngiliz Charles Mac-Farlane 1829
ZEKÂ BULMACASI - 02102010
Şekildeki gibi, tekerlek şeklinde bir pastayı 3 kesişte 8 eşit parçaya ayırabilecek misiniz? (Cevabı yarın)

FIKRA - TOPLAM
- Notların nasıl oğlum?
- On aldım babacığım on...
Sevinçle karneyi eline alan baba, karneye bir göz atınca hayret eder. Çünkü bütün notlar bir veya ikidir. Öfkeyle karışık sorar:
- Hani nerede on?
Çocuk sakince cevap verir:
- Toplasana babacığım, hepsi on ediyor...
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE