TARİH - TÜRKMEN KAHRAMANI DİLŞAD HATUN (2)
Ayağa kalkıp; “Hoş geldiniz!” der ki; bunu hiç kimseye yapmamıştır. Dilşad Hatun belinden kılıcını çıkarıp İmparatora uzatır.
- İşte silahım. Askerinizi yurdumdan çekin!
- Sizin için bunu yapacağım!
- Peki ya kocam, şah Cihanş
- Onu sonra konuşalım.
İmparator sarayının en güzel odalarını açar, bir dediğini iki etmez. Zavallı kadıncağız kocasının serbest bırakılacağını ve Kaşgar’a döneceklerini sanmaktadır.
İmparator resmen kara sevdaya kapılmıştır ve Dilşad’la evlenebilmek için her yolu denemekte karar kılar. Dilşad Hatuna kocasının öldüğünü duyururlar.
Dilşad Hatun belinden hançerini sıyırıp İmparatora haykırır:
- Benden uzak dur!
İmparator, Türkmen ihtiyarlarından akıl sorar. Onlar da derler ki; “Bir Türk mahallesi kurdur. Minik bir hamamı, çeşmesi, mescidi olsun. Ezan sesi duyulsun...”
İmparator söylenenleri yaptırır. Dilşad Hatun camını açtığında âdeta memleketini bulur karşısında. Türk mahallesi, demirciler, bakırcılar... yurdunda ne varsa.
İmparatorun yaptırdığı câmi (1765) yüksek kemerli, geniş avlulu ve çok ferahtır. Kitabesini bizzat kendi yazar. Bu hâdise de o kitabeden öğrenilir...
Aradan 8 sene geçer, imparatorun aşkı azalmaz, artar. Defalarca kapısını çalar yalvarır:
- Gel seni imparatorluğun en güçlü kadını yapayım, halkını kendin koru, kolla!
- Ben bir kâfirle evlenemem.
- Dinimi değiştirirsem bu mevkide kalamam.
- Birgün hançerimi kalbine sokacak, öcümü alacağım.
- Senin elinden olsun da, ölüme bile razıyım.
Buna benzer konuşmalar sıklaştıkça, Ana Kraliçe telâşlanır. İmparatorun şehirden ayrıldığı birgün cellatları evini basarlar.
Türkmen kızı sakindir. Sadece abdest alıp namaz kılacak kadar süre ister. Tam teşehhüde oturmuştur ki, ipek ipliği boynuna geçirirler... O iffetli kızımız âdeta tebessüm eder ve miskler gibi kokar. Çinliler ona “şiang - Fei” (Güzel kokulu Prenses) der, hatırasını yaşatırlar.
İrfan Özfatura t 20.04.2008
- İşte silahım. Askerinizi yurdumdan çekin!
- Sizin için bunu yapacağım!
- Peki ya kocam, şah Cihanş
- Onu sonra konuşalım.
İmparator sarayının en güzel odalarını açar, bir dediğini iki etmez. Zavallı kadıncağız kocasının serbest bırakılacağını ve Kaşgar’a döneceklerini sanmaktadır.
İmparator resmen kara sevdaya kapılmıştır ve Dilşad’la evlenebilmek için her yolu denemekte karar kılar. Dilşad Hatuna kocasının öldüğünü duyururlar.
Dilşad Hatun belinden hançerini sıyırıp İmparatora haykırır:
- Benden uzak dur!
İmparator, Türkmen ihtiyarlarından akıl sorar. Onlar da derler ki; “Bir Türk mahallesi kurdur. Minik bir hamamı, çeşmesi, mescidi olsun. Ezan sesi duyulsun...”
İmparator söylenenleri yaptırır. Dilşad Hatun camını açtığında âdeta memleketini bulur karşısında. Türk mahallesi, demirciler, bakırcılar... yurdunda ne varsa.
İmparatorun yaptırdığı câmi (1765) yüksek kemerli, geniş avlulu ve çok ferahtır. Kitabesini bizzat kendi yazar. Bu hâdise de o kitabeden öğrenilir...
Aradan 8 sene geçer, imparatorun aşkı azalmaz, artar. Defalarca kapısını çalar yalvarır:
- Gel seni imparatorluğun en güçlü kadını yapayım, halkını kendin koru, kolla!
- Ben bir kâfirle evlenemem.
- Dinimi değiştirirsem bu mevkide kalamam.
- Birgün hançerimi kalbine sokacak, öcümü alacağım.
- Senin elinden olsun da, ölüme bile razıyım.
Buna benzer konuşmalar sıklaştıkça, Ana Kraliçe telâşlanır. İmparatorun şehirden ayrıldığı birgün cellatları evini basarlar.
Türkmen kızı sakindir. Sadece abdest alıp namaz kılacak kadar süre ister. Tam teşehhüde oturmuştur ki, ipek ipliği boynuna geçirirler... O iffetli kızımız âdeta tebessüm eder ve miskler gibi kokar. Çinliler ona “şiang - Fei” (Güzel kokulu Prenses) der, hatırasını yaşatırlar.
İrfan Özfatura t 20.04.2008
Erkek : Veysel - Kız : Aysel - Yemek : Mantar Çorbası, Bamya, Biber dolması, Yoğurt
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE