TARİH - İSTANBUL TERBİYESİ
İstanbul Terbiyesi’nin birinci şartı; câhil ise, İstanbul'un mahalle kızı ve delikanlısı, okumuş ise Bâb-ı Âlî efendisi şivesi ile konuşabilmekti.
Bu terbiyenin ikinci kuralı, nezâket idi. İstanbul nezâketi dünyaca ünlü idi. Nezâketini kaybeden, hele terbiye sınırını aşan kişi, makbûl sayılmazdı. Osmanlı Türkü, gürültüden, patırtıdan, tecâvüzden, şiddetten, kabalıktan, sataşmadan hoşlanmayan bir toplumdur. Bu hareketleri, aynı zamanda, İslâm ahlâkına ve tasavvuf irfanına aykırı görmüştür.
Aile reisinin otoritesi kesindi. Aile reisi, ailesinin her ferdine, candan bir sevgi ile bağlıydı. Varsa, hizmetçiler de aile efradından sayılırdı. Evde, konakta daimî oturup yatmayan, dışarıdan gelip giden hizmetkâr asla kullanılmazdı.
İstanbul terbiyesi, karşılıklı saygı ve sevgiye, hakkaniyete, ahlâk kurallarına dayanırdı. Toplum, tokgözlü ve kanaat sahibiydi. İbâdetler, biz Müslümanlarda olduğu kadar, İstanbul’un Hıristiyan ve Mûsevîlerince de ihmal edilmezdi.
Bolluk, bereket, ucuzluk vardı. Aç ve açıkta insan yoktu. Herkes yorganına göre ayak uzatmasını bilirdi. Lüks ve israfın, belirli ailelerin harcı olduğu inancı tamdı. Böyle yaşıyanlar da yoksul babaları idiler. şimdi israf gibi görünen fakat, medeniyetimize şeref veren sosyal müesseseler kurmuşlardır.
Asrımızın başlarındaki büyük savaşlara kadar sosyal dayanışma çok kudretliydi. Bir mahallede gerçek bir muhtacın bulunması, o mahalle için şerefsizlik sayılırdı. Hattâ mahallede işsiz ve bekâr delikanlının bulunması hoş görülmez, elbirliği ile evlendirilir, iş sağlanırdı.
Yılmaz Öztuna t
ZEKÂ BULMACASI - HATALI KELİME
Bu bulmacada hatalı yazılan kelime var mıdır? (Cevabı yarın)
Erkek : Ömer Faruk - Kız : Dilek - Yemek : Tavuk Suyu Çorbası, Güveç, Zerde
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE