TARİH - II. ABDÜLHAMİD HÂN (2)
Babam ekseri akşamlar yemekten sonra bahçeye çıkar, orada paşalarla, beylerle gezer ve bazen Harem'e geçerdi. Bazen marangozhanesinde veya kütüphanesinde çalışırdı.
İşi çok olduğu zamanlar gece yarılarına kadar Mabeyn'de kaldığı olurdu. İşi olmadığı zaman yatsı namazından sonra derhal yatak odasına çekilirdi. Saltanatın 20 yılı müddetince her gece annemle yemek yemiş ve onunla kalmıştır. Akşam yatak odasına limonata, Frenk üzümü veyahut nar şerbeti getirip bırakırlardı.
Babam doğru ve tam dinî itikada sahip bir Müslümandı. Beş vakit namazını kılar, Kur'ân-ı kerîm okurdu. Gençliğinde daima câmilere devam ettiğini, ramazanlarda Süleymaniye Câmii'nde namaz kıldığını anlatırdı.
Babam, bazı din kitaplarını hususi surette bastırtmış, bütün Müslüman memleketlerine, câmilere hediye etmiştir. Sarayın husui bahçesinde 5 vakit Ezân-ı Muhammedi okunurdu.
Babam vakte pek bağlı idi. Diyebilirim ki her işini bir saate bağlamış, düzgün ve yeknesak bir ömür geçirmiştir.
Babamın ekseriya yediği yemekler şunlardı: Öğle yemeğinde rafadan yumurta veya tereyağda pişmiş yumurta yahut omlet; koyun külbastısı veya kotlet pane; balıklardan mezgit veya gelincik balığı; bazen börek; tatlılardan kaymaklı kadayıf, sütlaç veya muhallebi, alafranga tatlılardan şarlot. Akşam yemekleri daima hafifti: Et sulu bazı çorbalar ve yemişlerden ibaretti. Yemişler arasında da çilek, kavun, karpuz ve şeftaliyi tercih ederdi.
Kahveyi pek severdi. Yalnız Yemen kahvesi kullanırdı. Yemeklerden sonra kahve içtiği gibi, arada da ayrıca 6-7 defa içerdi. Kahveyi sigarayla birlikte ve ağır yudumlarla içerdi. Annemle beraber içtikleri vakit aynı fincanlardan bir çift daha gelirdi. O sıralarda gençlerin kahve ve sigara içmeleri sarayda çok ayıp sayılırdı...
İşi çok olduğu zamanlar gece yarılarına kadar Mabeyn'de kaldığı olurdu. İşi olmadığı zaman yatsı namazından sonra derhal yatak odasına çekilirdi. Saltanatın 20 yılı müddetince her gece annemle yemek yemiş ve onunla kalmıştır. Akşam yatak odasına limonata, Frenk üzümü veyahut nar şerbeti getirip bırakırlardı.
Babam doğru ve tam dinî itikada sahip bir Müslümandı. Beş vakit namazını kılar, Kur'ân-ı kerîm okurdu. Gençliğinde daima câmilere devam ettiğini, ramazanlarda Süleymaniye Câmii'nde namaz kıldığını anlatırdı.
Babam, bazı din kitaplarını hususi surette bastırtmış, bütün Müslüman memleketlerine, câmilere hediye etmiştir. Sarayın husui bahçesinde 5 vakit Ezân-ı Muhammedi okunurdu.
Babam vakte pek bağlı idi. Diyebilirim ki her işini bir saate bağlamış, düzgün ve yeknesak bir ömür geçirmiştir.
Babamın ekseriya yediği yemekler şunlardı: Öğle yemeğinde rafadan yumurta veya tereyağda pişmiş yumurta yahut omlet; koyun külbastısı veya kotlet pane; balıklardan mezgit veya gelincik balığı; bazen börek; tatlılardan kaymaklı kadayıf, sütlaç veya muhallebi, alafranga tatlılardan şarlot. Akşam yemekleri daima hafifti: Et sulu bazı çorbalar ve yemişlerden ibaretti. Yemişler arasında da çilek, kavun, karpuz ve şeftaliyi tercih ederdi.
Kahveyi pek severdi. Yalnız Yemen kahvesi kullanırdı. Yemeklerden sonra kahve içtiği gibi, arada da ayrıca 6-7 defa içerdi. Kahveyi sigarayla birlikte ve ağır yudumlarla içerdi. Annemle beraber içtikleri vakit aynı fincanlardan bir çift daha gelirdi. O sıralarda gençlerin kahve ve sigara içmeleri sarayda çok ayıp sayılırdı...
Erkek : Hikmet - Kız : Hicran - Yemek : Şehriye çorbası, Sulu köfte, Bulgur Pilavı, Ayran
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE