HATIRA - TURGUT ÖZAL (1)
Özal Cumhurbaşkanı iken Azerbaycan'a gitti. Uçak indiğinde Bakü Havaalanı'nda ciddi bir kalabalık vardı. Soydaşlar oradaydı. Uçağın merdiveni başında ise Muttalibov bekliyordu. Eline sarılıp "Hoş geldin ağabey!" demişti. Türk heyeti ile soydaşlar arasında sarılıp kucaklaşmalar oluyordu. Gözyaşları "Hoş gelmişsen" çığlıklarına karışıyordu.
Halk sokağa çıkmış, yol boyunca Özal'ın arabasını alkışlıyordu. Ertesi gün Özal, Özel Kalem Müdürü Feyzi İşbaşaran'ı çağırdı. Masadaki zarfı gösterdi ve şöyle dedi:
- Elçibey'in yerini öğrendik. Şu zarfta 50 bin dolar var. Bunu ona götüreceksiniz. Benim de selâmımı söyleyeceksiniz.
- Ama efendim. KGB takipte. Bu parayla bizi yakalarlarsa, hele Elçibey'e götürdüğüm anlaşılırsa ne olur?
- Ne olacak, siz de onunla kalırsınız o olur.
Ve arkalarındaki KGB ajanlarıyla birlikte ara sokaklardan ilerleyen bir araçtaki Türk heyeti, bir apartmanın önünde durdu.
İşbaşaran elinde zarfla apartmana girdi. Birkaç kat aşağıya bodrum katına geldi.
Kapıyı çaldı. Ve saçı sakalı birbirine karışmış bir adam kapıyı açtı. Ebulfeyz Elçibey... Şaşkındı.
- Beni Turgut Özal gönderdi, bir emanetiniz var.
Elçibey özel kalem müdürünün üzerine atıldı. Sarıldı, kucakladı. Ağlıyordu. Koca adam; "Turgut Abi burada mı?" diye hüngür hüngür ağlıyordu.
İşbaşaran da gözyaşlarını tutamadı, ağlamaya başladı. Ve zarfı bırakıp oradan ayrıldı.
Elçibey arkasından bağırıyordu:
"Ağabeyime sarıl!.. Kucakla benim için!.."
Fatih Altaylı 12.02.2007
Erkek : Alpaslan - Kız : Cevher - Yemek : Ezogelin çorbası, Yoğurtlu bakla, Muhallebi
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE