Untitled Document

TARİH - CUMA SELÂMLIĞI

Osmanlı Devleti’nde, Cuma günleri Cuma namazına gidilirken selâmlık dediğimiz törenin nasıl yapılacağı en ince ayrıntısına kadar tespit edilirdi. Ve bu sadece imparatorluğun halkı için değil, bütün İslâm dünyası için çok önemliydi. Cuma günleri bir törenin ötesinde bir adaletin tecelli günü, halkın en alt katmanındaki insanlarla, uzak köylerle hükümdarın ve vezirlerin temasa geçtiği gündü. Rikab-ı Hümâyun dediğimiz, padişah atla geçerken onun güya eyerini yakalayarak verilen, takdim edilen dilekçelerin içinde sırf Türkçeleri değil bir alay Slav dillerinde ve Yunanca olanları vardı. Bu, 19. yüzyılda dahi devam eden bir ananeydi. Bunları arşivlerde de görmek mümkündür. Dolayısıyla imparatorluk bir dünya imparatorluğuydu ve İstanbul da o dünya imparatorluğunun başkentiydi.


Cuma selâmlığını herkes seyrederdi. Kadınların da seyredebilmeleri için ayrıca bir yer hazırlanırdı. Asayişe dikkat edilirdi. Cuma selâmlığındaki selâm kıtalarında sadece Müslümanların değil, başka dinden yani millet gruplarından çavuş, mülâzım ve neferlerin de bulunmasına dikkat edilirdi. Çünkü Cuma selâmlığına çıkan imparator yani Osmanlı Padişahı, son Roma hükümdarı, yeryüzündeki bütün bu milletlerin hükümdarıydı. Dolayısıyla milletler, kendisine saygılarını arzetmek durumundaydılar. Cuma selâmlığı aynı zamanda imparatorluk protokolünün abideleştiği bir yerdi. Dolayısıyla başkentteki elçilerin, hatta memur olmayan ecnebilerin de bunu seyretmesi imkân dahilindeydi ve bu imkân hazırlanırdı.


Meselâ, bir köşede birtakım ecnebi hanımların, madamaların toplandığı ve töreni seyrettiği görülürdü. Cuma selâmlığı, son defa 29 şubat 1924 yılında yapıldı.

ZEKÂ BULMACASI - TOPLAR

Şekildeki 4 kapta bulunan sıvı aynıdır. Kapların içindeki toplara bakarak hangi kaptaki topun yoğunluğu sıvının yoğunluğuna eşittir? (Cevabı yarın)


Erkek : Ulvi - Kız : Ulviye  - Yemek : Şehriye çorbası, Fırında balık, Salata, Helva



Featured Image 01