SOHBET - MEDENİ İNSAN
Medeni, kültürlü ve namuslu bir insan; herşeyden önce, dürüst ve çalışkandır. Tahsil yapmış veya okuyarak kendi kendini yetiştirmiştir. Sözü, özü doğrudur. işlerini, son derece dikkatle, başından sonuna kadar takip eder. Gerekirse, normal iş saatlerinden daha fazla çalışır.
Vatanını, milletini ve bayrağını sever. Memleketin kanunlarına son derece saygılıdır. Onlara karşı gelmez. Amirlerine itaat eder. Her bakımdan, iyi ahlâkıyla, çevresine örnek olur.
İslâmiyetin emir ve yasaklarını iyi öğrenip, onlara titizlikle uyar. Çocuklarının, imanlı ve güzel ahlâklı yetişmelerine çok ehemmiyet verir. Onları, kötü arkadaşlardan ve zararlı yayınlardan korur.
Böyle kimseler, ruhunun temizliği yanında, vücut temizliğine de çok dikkat ederler. Kullandığı eşyalar, yiyip içtikleri, evi, çevresi hep temiz olur. Ayrıca güler yüzlü, tatlı dilli, vakur ve kibardır.
Anasına, babasına, hocasına, büyüklerine karşı son derece saygılıdır. Herkesle iyi geçinir ve kendisi ile iyi geçinilir. Kibirli değil, son derece alçak gönüllüdür. iffetli, cömert, iyi niyetli,şefkatlidir. Verdiği sözü tutar. Kimseye hile, hıyânet ve kötülük yapmaz.
Kötü huylardan hiçbiri kendinde bulunmaz. Buna karşılık, bütün iyi huyları kendinde toplamıştır.
Böyle olan kimseler, dünyada rahat ettikleri gibi, ahirette de rahat ve huzur içinde olurlar.
GÜNÜN TARİHİ - MEVLÂNÂ CELÂLEDDÎN-İ RÛMÎ
Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî “rahmetullahi aleyh” hazretleri, Allahü teâlânın aşkı ile dolmuş, evliyânın büyüklerindendir. 1207’de Belh şehrinde doğup, 1273’te Konya’da vefât etti. Babası Behâeddin-i Veled de, büyük âlim ve velî idi. Oğlu ile birlikte, Hicaz’a, sonra Şam’a, oradan da Konya’ya geldi. Önce Hoca Hüsâmeddin’den feyz aldı. Sonra, Şemseddin-i Tebrizî gelip onu irşad eyledi.
Oğlu, Behâeddîn Ahmed Sultan Veled’tir. Torunlarına Çelebi denir. Vefâtından sonra yerine Hüsâmeddin Çelebi, sonra oğlu Sultan Muhammed Burhâneddin Veled Çelebi halîfe oldu.
Celâleddin-i Rûmî, ney ve dümbelek çalmadı, dönmedi, raks etmedi. Bunları, sonra gelen câhiller uydurdu. Divanında 30 bin, Mesnevisinde 47 bin beyit vardır. Mesnevisini nazım şeklinde yazarak, düşmanların değiştirmesine imkân bırakmamıştır. Pek çok menkıbesi vardır. Birisi şöyledir:
Konya'da Tâceddîn adında evliyâyı ve hâllerini inkâr eden biri vardı. Mevlânâ hazretlerinin de aleyhinde bulunurdu. Bu kişi bir gece rüyâsında, kendisini nasılsa Cehennem kapısında durmuş gördü. Orada bir adamı eli ayağı bağlı olduğu hâlde, bir Cehennem'den çıkarıp, öteki Cehennem'e sokuyorlardı. Dört kişi de orada durmuş; "Ey tâlihsiz kişi! Kurtulman için velîlerin sözlerini oku!" diyorlardı. Tâceddîn efendi orada donup kalmıştı. Sonra da; "Bana Allahü teâlânın rızâsı için birkaç kelime öğretiniz!" diye ricâ etti. Ona Mevlânâ hazretlerinin Mesnevî'sinden birkaç beyit öğrettiler. O da bu beyitleri okudu. Okur okumaz bütün zincirleri ve bağları üzerinden çözüldü. Sonra da Cennet tarafına yönelip gitti.
Tâceddîn efendi, uykudan uyanır uyanmaz Mevlânâ'nın medresesine koştu. Yolda Mevlânâ hazretleri ile karşılaştı. Mevlânâ hazretleri ona; "Ey Tâceddîn! Bir yerde sâdece velîlerin sözleri insanın böyle imdâdına yetişir ve yardım isteyenlere yardım ederse, artık onların sohbetinin neler yapacağını ve onlara karşı beslenen sevginin bereketinin insanı nerelere ulaştıracağını düşün." buyurdu. Gördüğü rüyâya Mevlânâ hazretlerinin vâkıf olduğunu anlayan Tâceddîn, ellerini öpüp sâdık talebelerinden biri oldu.
Erkek : Edip - Kız : Edibe - Yemek : Mercimek Çorbası, Zeytinyağlı barbunya, Lokma tatlısı
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE