HATIRA - SEYYİD AHMED ARVASÎ
Ahmed Arvasî; sıkıntılı, güç ve mücadeleli bir hayatı üstlenen, onu örnek bir güzellikte tamamlayan bahtiyar insanlardan biridir. Eskilerin o güzelim ve doğru ifade ile “Sülâle-i Tâhire” dedikleri, soylu bir aileye mensuptu...
Yaşadığı zaman, mekân ve tarih şartları ise, onu İslâm Türk Tefekkürü’nün yılmaz bir savunucusu yapmıştır. Bu ulvî vazifeyi, o içinde yetiştiği topluma hakim, bütün menfi atmosfere ve kalbindeki ciddi bir romatizmal kapak hastalığına rağmen aksatmadan yürüttü. Hem de ömrünün son dakikasına kadar örnek bir gayret, fazilet ve cihad anlayışı içinde...
Ahmed Arvasî, sayılı nefeslerini Allahın rızası ve Peygamber efendimizin şefaatini hedefliyen bir ömür içinde kullandı. Makaleleri, kitapları, konuşmaları yanında, hayatındaki her davranışının mihrak noktası bu idi. Yani Müslüman Türk’ün örnek bir dâvâ adamı gibi yaşadı. 1988 yılının son günü sabahı ruhunu Rabbine teslim etti. Yeni milâdî yılın ilk günü Fâtih Câmii içi ve avlusuna sığmayan, kadirbilir Müslüman cemaatin duâlarıyla kabrine uğurlandı...
ŞİİR - YALAN DÜNYA
İşte gördük seni dünya,
Ne gerçeksin, ne de rüyâ,
Bir resim çizilmiş suya,
Sahte ışık, sahte boya.
Ah çocuklar, ah bebekler,
Gonca hâlinde çiçekler.
Kanatlanmış kelebekler,
Uçamadı doya doya.
Ötelerden ne haber var?
Kim demiş hayat bu kadar?
Mezarlarında yatanlar,
Hayat sürmüş, bitmiş rüyâ!
Bak yağmura, bak şu suya,
Dağı, taşı oya oya,
Öteleri duya duya,
Akıp gidiyor deryaya.
Madde, mânâya anahtar,
Fenâ, bekâya anahtar,
Toprak, semaya anahtar,
Açar kapıyı Mevlâ’ya.
Seyyid Ahmed Arvasî
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE