Untitled Document

TARİH - 15122008

Osmanlı Padişahı Sultan II. Abdülhamid Hân, özellikle 1800'lerin son çeyreğinde tüm dünyada gündeme gelen ve stratejik bir maden olduğu kabul edilen petrol için büyük çaba harcadı. Sultan, şahsî mal varlığından ödenek çıkartarak, geniş çaplı bir petrol rezervi tespit çalışması başlattı. Görevli mühendisler araştırmalarını Doğu ve Güneydoğu ile sınırlı tutmayıp, Osmanlı toprakları içinde bulunan Zaho, Erbil, Kerkük, Süleymaniye, Musul ve Bağdat gibi bölgeleri de taramışlar. En ilginci ise, hazırlanan petrol haritasının birçok yerinde hâlihazırda petrol çıkarılıyor olması.
 İşte 106 yıl önce Petrol rezervi tespit edilen 65 nokta:

Diyarbakır
Mardin
Bismil
Hazro Çayı
Sinan
Batman Çayı
Dicle
Midyat
Bedran
Bitlis Suyu
Tulan
Siirt
Botan Çayı
Habur
Fındık
Cizre
Dehuk
Zaho
Habur Çayı
Hakkari
Ahmediye
Bisan
Alkuş
Akra
Büyük Zap
Revanduz
Musul
Karakuş
Nemrut
Küçük Zap
Erbil
Köysancak
Altınköprü
Şargat
Hamrin Dağı
Kerkük
Taşhurmatı
Tavuk
Karadağ
Süleymaniye
Karadağ
Aksu
Tuzhurmatı
Kefri (Salahiye)
Deli Abbas
Tikrit
Samarra
Haso çayı
Narbin Suyu
Diyale Suyu
Ramadi
Felluce
Mendeli
Bakuba
Kâzımiye
Bağdat
Museyyeb
Hılle
Kerbela
Hit
Fırat
Anah
El-Kadim
Ebû Kemal
Meydani
Sultan II. Abdülhamid Hân, kendi hakkı olan gelirlerle çeşitli araziler satın almıştı. Bunlar içinde en önemlisi, içinde petrol kuyuları bulunan ve hâlen Irak’ın sınırları içinde kalan Musul şehri arazileridir. Musul bölgesi, 1926 yılında yapılan “Ankara Antlaşması” ile, petrol üretiminden Türkiye’ye birtakım haklar tanınmakla birlikte, İngiliz mandası altında kurulan Irak Devleti’ne bırakılmıştır. 1945 yılına kadar da, Türkiye dışında bulunan Osmanlı Hânedânı'na gelirden bir miktar pay verildi. O tarihten sonra, petrol gelirlerinin kime gittiği kesin belli değildir...



Erkek : Feridun - Kız : Gülgün  - Yemek : Düğün çorbası, Yumurtalı Ispanak, Makarna, Yoğurt

Featured Image 01