Allahü teâlâ, Kur’ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki:
“Yakın komşuya, uzak komşuya, yanındaki arkadaşa, yolda kalmışa ve emriniz altında bulunan kimselere iyilik edin!”
Komşu hakkını son derece gözetmek, el ile ve dil ile komşulara eziyet edecek, sıkıntı verecek bir harekette bulunmamak, dinimizin emrettiği önemli bir vazifedir. Müslüman, komşusu ile iyi geçinir ve eziyetlerine katlanır.
Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
Komşusu kötülüğünden emin olmayan kâmil [olgun] mümin olamaz.
Allaha ve ahirete inanan, komşusunu incitmesin!
Kıyâmet gününde ilk hasımlar komşulardır.
Allah ve Resûlünü seven, bunların da kendisini sevmesini istiyen, komşusuna doğru söylesin, emanete riayet etsin ve komşusu ile iyi geçinsin!
Komşuya hürmet etmek, anaya hürmet etmek gibi lâzımdır.
Kötü komşu, gördüğü iyiliği gizler, kötülüğü de yayar.
Allahın sevdiği kimse, kötü komşunun eziyetlerine, ölünceye kadar sabredendir.
Salih komşu, uygun bir binek ve rahat, geniş bir ev, kişinin saadetindendir.
Komşunun köpeğini döven, sahibini incitmiş olur.
Cebrâil aleyhisselâm, komşu hakkı üzerinde o kadar çok durdu ki, komşu ölünce, diğer komşunun mîrasından pay hakkı alacağını zannettim.
Çok namaz kılan, oruç tutan, sadaka veren, fakat dili ile komşularını incitenin gideceği yer Cehennemdir.
Kâfir olan komşunun bir, Müslüman olan komşunun iki, akraba olan komşunun üç hakkı vardır.