MAKALE - İYİ Mİ ETTİK KÖTÜ MÜ
Ermeni lobileri yurt dışında harıl harıl çalışıyor. Türklerin kendilerini katlettiği tezini kabul ettirmek için ülke ülke dolaşıyorlar. Hâlbuki bizde olanları bir bilselerdi, bu yalana kimse inanmaz, kargalar bile gülerdi. Neden mi?..
Hangi millet, katlettiği bir milletin adamını tutar “gel bizim dilimizi sen düzenle” diyerek Türk Dil Kurumu’nda yetki verir! Tarihini yazarken baş redaktör olarak görev verir! Hangi millet, tiyatrosunu, operasını, sinemasını, kültür dünyasını katlettiği bir milletin fertlerine teslim eder ki?..
Meselâ, Türk Dil Kurumunda uzun yıllar (1932 den 1979’a kadar başuzmanlığa kadar yükselip) görev almış, Türkçe’ye şekil vermiş Agop (Dilaçar) Martanyan’ı verebiliriz. Üstelik Agop, aynı zamanda (1936-1951 yılları arasında) Büyük Türkiye tarihinin yazılmasında da görev alıp, baş redaktör (danışman) olarak çalışmıştır.
Türk tiyatrosunda sahneye ilk çıkan kadın oyuncu da Aruşyak Papazyan isimli bir Ermeni’ydi... İlk Türk tiyatro eserini de yine Ermeni vatandaşlarımız yapmıştır. Agop Ayvaz ise, 80 yılını Türk tiyatrosuna harcamış, bir Ermeni sanatçı. Yine, ilk Türkçe operayı, ilk Türk operetini Dikran Çuhacıyan adlı bir Ermeni’nin bestelediği “Arif’in Hilesi” isimli operetle, Türk opera dünyası başlamış oldu.
Bir zamanlar Türk Ocakları’nda müzik dersleri veren, Komitas Kevork Sogomonyan, Kütahya doğumlu bir Ermeni değil miydi? Yaptığı çalışmalardan dolayı Paris’e heykeli dikilmiştir.
Ya Krikor Zohrab! Meclis-i mebusan üyesi iken, Ermeni edebiyatının öncüsü olmuş. Diyarbakırlı Mıgırdıç Margosyan, onun bayrağını bugüne taşımış, Fransa’da 1998’de Eliz Kavukçuyan edebiyat ödülüne lâyık görülmüştür...
Kimse onlara “Siz Ermeni’siniz, bizim kültürümüzü değiştirecek, temsil edecek işler yapamazsınız.” dememiş. Hatta gençlik onları örnek alıp, açtığı yollardan yürümüş. (Hâlen) yürümekte...
GÜNÜN TARİHİ - ATATÜRK’ÜN VEFÂTI
1881’de Selânik’te doğan Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanıdır. I. Cihan Harbi'nin ardından ordu müfettişi vazifesiyle Samsun’a çıkıp, Millî Mücadele’nin başına geçti.
1923’den 1938’e kadar bir dizi inkılâbı gerçekleştirdi. İstanbul Dolmabahçe Sarayı'nda, 10 Kasım 1938’de vefât eden Atatürk, Ankara’da Etnoğrafya Müzesi’ne, 1953 yılında da Anıtkabir’e nakledildi.
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE