Untitled Document

TARİH - SAHUR VE İFTAR TOPLARI

Eski Ramazanlarda sahur saatleri yaklaşınca, Ramazan davulcuları davulu dövmeye başlarlar, hoş nağmelerle Ramazan ve sahur mânileri söyleyerek köylerde ve mahallelerde uyuyanları kaldırırlar, bunun için kapı tokmaklarını ve zillerini çalarlardı.

Ramazanın başından 15’ine kadar övücü ve; “Hoş geldin yâ Ramazan!” diye başlayan mâniler, 15’inden sonra, daha ziyade Ramazandan ayrılışın üzüntüsünü ifade eden, “Elvedâ, yâ şehr-i Ramazan!” şeklini alırdı.

Sahurun başladığını ve bittiğini haber vermek için iftarda olduğu gibi, sahur topları da atılırdı. Ramazanın son günlerine doğru davulcular, mahallelerde gezerek ve mâni okuyarak bahşiş toplarlar, Müslümanlar da, bir ay kendilerine hizmet etmiş, onları sahura kaldırmış olan bu davulculara malî güçleri nisbetinde ihsanlarda ve ikramlarda bulunurlardı.

Asırlardan beri Müslümanlar, iftar için gösterdikleri ihtimamı sahurda da göstermişlerdir. Terâvih namazlarını kıldıktan sonra, câmilerde, sohbet odalarında, evlerde bir araya gelerek sahura kadar dinî sohbetler ederler, âlimlere bilmediklerini sorarak öğrenirlerdi. Böylece Ramazan-ı şerîfin gündüzünü oruçla süsledikleri gibi, gecesini de ilim öğrenerek, tevbe ve istiğfar ederek, sahura kadar olan vakti de değerlendirirlerdi.

TARİHİ FIKRA - SIRIĞIN MARİFETİ

Seçimlerden hemen sonra siyasî çıkar sağlayanlar çoğalmıştı.

Bakan olur olmaz yeğenini vakit geçirmeden vali yapan birine, Neyzen Tevfik şöyle der:

- Maşallah! Kardeşinizin oğlu tıpkı fasulyeye benziyor.

- Nasıl yani? Genç yaşta vali olduğu için mi söylüyorsunuz?

- Ben de onun için söylüyorum zaten. Malum ya, fasulye de bir sırığa sarılarak çabuk büyür ya!..



Erkek : Hami - Kız : Mefharet  - Yemek : Sütlü çorba, Mantı, Turşu, Kabak tatlısı

Featured Image 01