SOHBET - ALLAHA ŞÜKRETMEK
Musa aleyhisselâm, Allahü teâlâya şöyle suâl etti: - Yâ Rabbî! İnsanlar, verdiğin nimetlerin şükrünü nasıl ifa edebilirler?
Allahü teâlâ buyurdu ki:
“Yâ Musa! Bir kimse kendine verdiğim nimeti benden bilip, kendinden bilmezse, nimetlerimin şükrünü eda etmiş olur. Bir kulum rızkını kendi çalışması ile bilip, benden bilmez ise, nimetin şükrünü eda etmemiş olur.”
Allahü teâlâ; hadîs-i kudsîde buyurdu ki:
“İnsanları ve cinnileri ben yarattım. Onlar ise benden başkasına ibâdet ediyor, tapıyorlar. Rızıklarını ben veriyorum, başkasına şükrediyorlar!
Dâvûd aleyhisselâm, Allahü teâlâya münâcat edip dedi ki: - Yâ Rabbî! Âdem aleyhisselâma o kadar ikram ve ihsanda bulundun. O sana nasıl şükretti?
Allahü teâlâ buyurdu ki:
“Ey Dâvûd! O bütün bu ikramların benim tarafımdan, kendisine yapıldığını bildi. Bu bilmesini onun şükrü olarak kabul ettim!”
Dâvûd aleyhisselâm şöyle arz etti: - Yâ Rabbî! Nimetin şükrünü nasıl eda edeyim? Çünkü şükrü eda etmek de senden bir nimettir.
Allahü teâlâ buyurdu ki:
“Ey Dâvûd! Şimdi şükretmiş oldun. Kendi aczini, nimetin şükrü gördün.”
TARİH - KOLOMB’UN MEDENİYETİ
Kristof Kolomb, Amerika'ya çıktıktan sonra, 12 Kasım 1492'de, not defterine şunları yazmıştır:
"Bu insanlar (kızılderililer), ne herhangi bir mezheptendirler, ne de puta tapıyorlar. Kötülüğü tanımıyor, birbirlerini öldürmeyi bilmiyorlar. Hiç silâhları yok. Öylesine ürkek ve yumuşaklar ki, yüz tanesini çil yavrusu gibi dağıtmak için, bizden bir tek kişi yetiyor."
Denk gelişe bakın! Aradan 500 yıldan fazla bir zaman geçti. Kolomb'un sözde medenî adamları, medeniyet ve teknik namına, o insanların çoğunu çoktan öldürdüler. Başka kıtalarda da, çeşitli entrikalarla yok etmeye devam ediyorlar.
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE