MENKIBE - HAK ÂŞIĞI HALLÂCI MENSÛR
Hallâc-ı Mensûr, Sofiyye-i aliyye denilen büyük velîlerdendir. Asıl adı Hüseyin bin Men-sûr’dur. Sekr (kendinden geçme) hâlinde iken gördüklerini dine aykırı kelimelerle söylediği için 919 yılında şehit edildi.
Hüseyin bin Mensûr’a “Hallâc” denilmesine bir kerameti sebep olmuştur. Birgün o, bir dostu olan bir hallâcın (pamuk işiyle uğraşan) dükkânına girdi. Bir işinin görülebilmesi için onun aracı olmasını rica etti. Fakat hallâcın gittiği yerden dönüşü biraz uzun sürdü. Geldiğinde şöyle söylendi:
- Ey Hüseyin! Senin için bugün kendi işimden oldum.
Hüseyin bin Mensûr gülümsedi ve şöyle cevap verdi:
- Üzülme, sen bizim işimizi hallettin biz de senin işini hallederiz.
O sırada parmaklarını pamuk yığınlarına doğru uzatıverdi. O anda henüz işlenmemiş olan pamuk yığınları harekete geçti. Kaşla göz arasında, tel tel saf pamuk bir tarafa, kirli ve süprüntü kısmı ise di-ğer tarafa ayrıldı.
Hallâç şaşkınlıktan ayakta donmuş kalmıştı. Bu hadise kısa zamanda halk arasında ya-yıldı. Bu tarihten sonra da Hüseyin, “Hallâc-ı Mensûr” diye anıldı.
Hallâc-ı Mensûr şehit edilmeden önce halk taş atmaya başladı. Atılan taşlara hiç ses çı-karmıyor, hatta tebessüm ediyordu. Bir dostu, taş yerine gül attı. O zaman Mensûr hazretleri inledi. Sebebi soruldu-ğunda da dedi ki:
- Taş atanlar beni yakînen tanımayanlardır. Tabii hâlden anlamazlar. Hâlden anla-yanların bir gülü bile beni incitti.
Bu arada kendisinden nasihat istemek için gelen hizmetçisine buyurdu ki:
- Nefsini, yapması gereken bir şeyle (ibâdetle) meşgul et! Yoksa o seni yapılma-ması gereken bir şeyle, (haramlarla) meşgul eder.
Kendisine idam cezası verenler için de şöyle duâ etti:
“Allahım, bana senin için bu cezayı verenlere rahmet et! Bunu, dinin emrini yeri-ne getirmek için yapıyorlar! Sen bu kullarını affet!”
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE