MANZUM MENKIBE - İHTİYAR ODUNCU
|
Bir miktar odunu, vurup sırtına,
İhtiyar bir adam, çıkar yoluna.
Hava gayet sıcak, yol ise uzun,
Adamda başlamış, büyük bir hüzün.
Alnından akıyor, şıpır şıpır ter,
Dizinde mecâl yok, gözlerinde fer.
Düşe kalka biraz daha yol alır,
Velâkin çok geçmez, tıkanır kalır.
Şöyle der: “Çekilmiyor artık bu hayat,
Görmedim ömrümde hiçbir gün rahat.
Şöyle yatsaydım ocak başında,
Odun taşımak zor, yetmiş yaşında.”
Sonunda odunu yerlere atıp,
Haykırır yürekten, etrafa bakıp:
“Nerdesin Azrâil, gelsene artık!
Çekilmez oldu bu ihtiyarlık!”
Etrafa yayılan sesi işitip,
Gelir hemen biri, oldukça muzip.
“Beni çağırdın der, bir derdin mi var?
Dileğin nedir ki, söyle ihtiyar!”
İhtiyar bakar iş tehlikelidir,
Beti benzi solar, lâfı çevirir:
“Dileğim, yükümü kaldır sırtıma! Yavaşça gideyim, eski yoluma!”
|
FIKRA - KONTROL
Üniversite imtihanına hazırlanamayan talebe, yine de şansını denemek ister. Soru kitap-çığı dağıtılınca, soruları bir gözden geçirir. Hemen hemen cevabını bildiği soru yok gibidir. Bunun üzerine yazı tura atmaya karar verir. Başlar yazı tura atarak soruları cevaplamaya...
İki saat sonra talebelerin çoğu imtihan kağıtlarını teslim edip salonu terkeder. Vazifeli bir öğretmen bizimkinin yanına gelerek sorar:
- Hepsi için yazı tura atıyorsun, hâlâ bitiremedin mi sen?
Talebe gayet sakin cevap verir:
- Hocam, aslında bir saat önce bitirdim bitirmesine de, şimdi cevapları kontrol ediyo-rum...
DÜNKÜ CEVAP::
İpin birini sallayıp di-ğerini tuttuktan sonra, sallanan ip tutulur.
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE