TARİH - KERVANSARAYLAR
|
Evliya Çelebi, Seyahatnâmesinde Osmanlılar zamanındaki vakıflardan bahsederken, yolcuların dağ başında misafir olup, bedavadan yiyip içtikten sonra, sabah kalkıp yine yollarına devam ettiklerini şöyle anlatır: |
|
| Sabah olduğu zaman duâlarla kapılar açılır, yolcular hazırlanırdı. Bu sırada kervansarayın misafirleri arasında dolaşan bir görevli şöyle bağırırdı: "Ey Ümmet-i Muhammed! Maldan, candan, elbiseden eksiği olanlar var mı?" Bu soruya, kervansarayda misafir olan yolcular; "Hiçbir eksiğimiz yoktur. Her şeyimiz tamamdır. Allah vakıf sahibinin hayrını kabul etsin. Hayatta ise kendisine selâmet, vefât etmişse rahmet eylesin!" derler, kapılar açılır, görevliler; "Öyleyse, Allah, giden ümmet-i Muhammed'e selâmetler, kalanlara ise rahatlıklar versin!" derlerdi. Daha sonra kapıdan yolcuları uğurlayan kervansaray bekçileri; "Ey din kardeşlerimiz! Yolunuzda durmayın! Sizi namazınızdan alıkoyanlarla arkadaşlık etmeyin! Her yüzünüze güleni dost sanıp da, ibâdetinizden kalmayın! Haydi, Hak yardımcınız olsun, güle güle uğurla gidin!" derlerdi. | |
ZEKÂ BULMACASI - YANGIN MERDİVENİ
İtfaiyeci, yangın merdiveninin tam ortasındaki basamakta durmuş, yangına su sıkıyordu. Duman azalınca 3 basamak daha çıkıp oradan su sıkmaya devam etti. Alevlerin birden fışkırması üzerine 5 basamak indi. Birkaç dakika sonra 7 basamak çıktı ve yangın sönünceye kadar orada çalıştı. Sonra, kalan 7 basamağı çıkıp fabrikaya girdi. Merdiven kaç basamaklı idi?
Erkek : Ahmet - Kız : Feyza - Yemek : Un çorbası, Haşlama et, Patates püresi, Salata
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE