MAKALE - ÖZGÜRLÜK VE KÖLELİK (2)
Bizi dünyaya getiren, akıl veren, can veren, el, kol, bacak, göz gibi organlar veren, rızık veren bir efendidir. Üstelik diğer köleler gibi kaçıp kurtulma imkânımız da yok. “Sözümü dinlersen ebedî olarak Cennet denilen bir yerde seni ağırlarım, sözümü dinlemezsen, ebedî olarak Cehennem denilen yerde sana azap ederim.” diyor. Bunları da yapabilecek kuvvettedir. Gerekirse dünyadaki efendileri dövebiliriz, öldürebiliriz, ama, bu efendiye hiç kimsenin gücü yetmez.
Dünyadaki efendiler, bizim iyiliğimizi, kötülüğümüzü tam bilemezler, başımıza gelecek işleri, düşüncelerimizi, arzularımızı bilemezler. Ama bu efendi, her şeyi bilir, her şeye gücü yeter. Üstelik çok merhametlidir. Her istediği şey bizim iyiliğimiz içindir. Bütün doktorlardan daha iyi sağlığımız için reçeteler verir. “İçki içme, uyuşturucu kullanma, zina ve hırsızlık etme, temiz ol, namaz kıl, oruç tut, zekât ver.” diyorsa, bizim bunda mutlaka bir faydamız vardır. İyilik edene teşekkür etmek insanlık icabıdır. Beden ve ruhumuzun, dünyada ve ahirette saadet ve felâketine sebep olacak şeyleri bildiren “Efendiler efendisi”ne teşekkür etmek insanlık vazifesi değil mi? İnkâr etmek, nankörlük olmaz mı?
Bir doktor, hastasına ilâç verse, o da (İlâcı kullanmazsam doktora hiç zararı olmaz) diyerek, ilâç kullanmasa, doktora zararı olmaz. Fakat kendine zararı olur. Doktor, kendine faydası olduğu için değil, hastalıktan kurtulması için, hastasına ilâç verdi. Doktorun tavsiyesine uyarsa, şifa bulur, uymazsa ölür gider. Bu işte doktorun hiç zararı olmaz. Bunun gibi, (Allahın benim ibâdetime ihtiyacı yok) diyerek ibâdetten kaçan da, Cehenneme gider.
Erkek : Abbas - Kız : Ayfer - Yemek : Izgara balık, Fasulye pilaki, Salata, Şekerpare
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE