GÜNÜN TARİHİ - AKKA MÜDAFAASI
Fransa İmparatoru Napolyon’un gözü Mısır’da idi. Fransız ordusu, 1798 yılında 450 parçalık donanmayla gelip, İskenderiye önlerinden 60 bin kişiyle Mısır’a çıktı. Napolyon, Gazze’ye, oradan da Filistin’e doğru ilerlemeye başladı. Akka Kalesi önlerine geldi ve 18 Mart 1799 Cuma günü muhasaraya başladı. Kale komutanı Cezzar Ahmed Paşa kaleyi savunuyordu. Her hücum püskürtüldü ve ağır kayıplar verdirildi. Yenilmez unvanı taşıyan Napolyon, bu kahramanlık karşısında şaşırıp geri döndü.
GÜNÜN TARİHİ - AKKA MÜDAFAASI
Fransa İmparatoru Napolyon’un gözü Mısır’da idi. 1798 yılında 450 parçalık donanmayla 60 bin kişilik Fransız ordusu İskenderiye önlerinden Mısır’a çıktı. Napolyon, Gazze’ye, oradan da Filistin’e doğru ilerlemeye başladı. Akka Kalesi önlerine geldi ve 18 Mart 1799 Cuma günü muhasaraya başladı. Kale komutanı Cezzar Ahmed Paşa kaleyi korudu. Her hücum püskürtüldü ve ağır kayıplar verdirildi. Yenilmez unvanı taşıyan Napolyon, bu kahramanlık karşısında şaşırıp geri döndü. Sonradan Napolyon şöyle demiştir:
“Akka’da durdurulmasaydım, bütün Doğu’yu ele geçirebilirdim!”
Hıristiyanlık âlemi Ortaçağ karanlığını yaşarken, Avrupalılar Endülüs Müslümanlarının kurduğu üniversitelerde tıp tahsîl etmeye gelirlerdi. Büyük tıp âlimleri, yalnız islâm âleminde yetişmişti. Çiçek hastalığına karşı aşıyı bulanlar, Müslüman Türklerdir. O zamanki Avrupa’da insanlar, hastalıktan kırılıyordu. Fransa Kralı XV. Louis 1774’te çiçek hastalığından öldü. Avrupa uzun zaman veba ve kolera salgınlarına uğradı.
Napolyon, Akka Kalesi’ni muhasara ettiği zaman, ordusunda veba hastalığı meydana çıkmış ve hastalığa karşı çaresiz kalınca, düşmanı olan Müslüman Türklerden yardım istemek zorunda kalmıştı. O zaman yazılan bir Fransız eserinde şöyle demektedir:
“Türkler, ricamızı kabul ederek hekimlerini yolladılar. Bunlar tertemiz giyinmiş, nûr yüzlü kimselerdi. Evvelâ duâ ettiler ve sonra ellerini bol su ve sabun ile uzun uzadıya yıkadılar. Hastalarda zuhûr eden yaraları neşterle yardılar. İçindeki sıvıyı akıttılar ve yaraları tertemiz yıkadılar. Sonra hastaları ayrı ayrı yerlere koydular ve sağlamların mümkün olduğu kadar onlara yaklaşmamasını tembih ettiler. Hastaların elbiselerini yaktılar ve onlara yeni elbiseler giydirdiler. En nihayet tekrar ellerini yıkadılar ve hastaların bulunduğu yerlerde öd ağacı yakarak ve tekrar duâ ederek ve bizden hiçbir ücret veya hediye kabul etmeden yanımızdan ayrıldılar...”
Erkek : Necip - Kız : Necibe - Yemek : Mercimek Çorbası, Sulu köfte, Salata
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE