Untitled Document

MAKALE - HER ŞEY BİRDENBİRE OLDU (2)

Birden korkunç bir gürültü duyuldu. Tahrip gücü yüksek bombalar patladı. Uzaktan kumandalı... Bilgisayar, kahve, gazete, fotoğraf makinesi, delikanlı, genç kız, kadın, adam, mum birbirine karıştı.

Bunun adı ne? Terör! Ben bu işi bir türlü anlayamıyorum. Ben bir karasineği bile öldüremem. Dünyanın neresinde olursa olsun, hangi dinden, hangi ırktan, hangi milletten olursa olsun “insanın öldürülmesi” benim içimi kanatır. Evinde, yatağında, arabasında, tarlasında, okulunda, sokakta, trende, otobüste, işinde gücünde masum insanları hedef alan terörü lânetliyorum ama... anlayamadığım bir şey var: Bazıları, bir taraftaki sonuca “savaş zâyiatı” diyor, öteki taraftaki sonuca “barbarlık kurbanları” diyor. Yani bir tarafta “Savaş hâli... Olacak o kadar!” Öteki tarafta “Vahşet!” Yani kimilerinin canı can da... Kimilerininki... Bilirsiniz işte...

Dünya insanları, bu kategorizasyonu yapan politikacılar yüzünden bedel ödüyor, çile çekiyor.

Ayşe Göktürk Tunceroğlu Türkiye 11.07.2005

GÜNÜN TARİHİ - İLK MECLİSİN AÇILIŞI

Osmanlı Devleti’nde, anayasa özelliğindeki Kânûn-i Esâsî’nin Sultan II. Abdülhamid Hânın emriyle 28 kişilik bir heyet tarafından hazırlanıp, 23 Aralık 1876’da kabul ve ilân edilmesinden sonra, 1877 yılının başında ilk mebus (milletvekili) seçimleri yapıldı. Kânûn-i Esâsî’ye göre Meclis-i Umumî; padişah tarafından tayin edilen 40 üyelik bir Âyân Meclisi ile her 50 000 kişi için bir üye olmak üzere halk tarafından seçilen Meclis-i Mebûsan’dan meydana geliyordu.

Meclis-i Mebûsan ve Âyân Meclisi’nden meydana gelen Meclis-i Umumî, 20 Mart 1877’de Dolmabahçe Sarayı’nın muâyede (bayramlaşma) salonunda padişahın konuşmasıyla açıldı.



Erkek : Burhan - Kız : Begüm  - Yemek : Yayla çorbası, Etli Patates, Börek, Komposto



Featured Image 01