Untitled Document

HATIRA - ORDU - MİLLET

Ben Ordu-Millet’i çocukken ninemden öğrendim. Anneannem Zekiye hanım, 1965’de 85 yaşında Tokat Erbaa’da vefât etti. Anneannemin beyi Tevfik dedem ve kardeşi Hüseyin efendi, Erzurum’a intikal eden 28. Tümenle harekâta iştirak etmiş, Sarıkamış’ta 90 bin şehidimizle beraber soğuktan donup şehit olmuştur. Ninem 4 çocuğu ile dul kalmış, tarlaları ekip biçerek, evlenmeden, kendi çocuklarını büyütmüş, 5 vakit namazında nûr yüzlü bir Osmanlı Hanımefendisi idi.

Ninemin kilerde 80 cm eninde, 80 cm yüksekliğinde, 150 cm boyunda bir sandığı vardı. Bu sandıkta erzak vardı. Sandığı 2-3 ayda bir boşaltır, erzakı kontrol eder, temizler, yeniden istif ederdi. Bazen bir kısmını harcar, yerine tazesini kordu. Ninemin sandığında, miktarları yaklaşık şu malzemeler vardı:

3’er kg’lık bez torbalarda aşlık bulgur, fasulye, mercimek, toz şeker, kaya tuzu, un, makarna, şehriye, 25-30 kadar küçük peksimet, kibrit, çıra, sabun, mum, pamuk, 4-5 makara iplik, tentürdiyot, kuru incir, üzüm, küçük teneke kutularda bal ve zeytinyağı. Bir aileyi bir sene idare eder.

İlkokulda iken birgün nineme sordum:

- Bu malzemelere ne lüzum var, niçin saklıyoruz?

- Bak yavrum, dedi. Bu sandık Harp Sandığı’dır. Benim annemin, ninemin, babaannemin de hep Harp Sandığı vardı. Biz düşmanı çok bir milletiz. Bizim hayatımız harp yavrum. Ninem Kırım Harbini, anam 93 Harbini görmüş, ben de Balkan Harbi’ni, Seferberliği, İstiklal Harbi’ni İkinci Cihan Harbi’nin kıtlık yıllarını gördüm. Harp başlar başlamaz, her şey ateş pahası veya yok olur. Bu harp sandığı olmasa, çoluk çocuk hep açlıktan kırılır, telef oluruz...

Em. Alb. Fahrettin Tacar

FIKRA - BİLMİYOR

- Babacığım, bizim öğretmen hiçbir şey bilmiyor. Meselâ, leyleğin bile ne olduğunu bilemedi.

- Olur mu öyle oğlum?

- Geçen günü, resim dersinde bir leylek resmi çizip kendisine gösterdim de, bana: “Bu da neyin nesi? Kibrit çöpü mü?” diye sordu.



Erkek : Alişan - Kız : Keriman  - Yemek : Tarhana Çorbası, Balık tava, Helva, Üzüm



Featured Image 01