EV İÇİN - HER GÜN İÇTİĞİMİZ ÇAY
Çayın ilk vatanının Çin yahut Hindistan olduğunu bildiren görüşler vardır. Önceleri yaş, sonraları ise kuru yapraklarden kaynatılıp veya demlenerek içilmeye başlandı. Türklerin çayla tanışması çok eski tarihlere dayanmaktadır. Önceleri dinlendirici, keyif verici ve ısıtıcı bir içecek olarak değerlendirilen çay, gıda maddesi olarak da önem kazanmış ve tüketimi her geçen yıl artmıştır. Yurdumuzda Doğu Karadeniz Bölgesi’nde çay üretimine,1917 yılında başlanmıştır. İlk olarak 1973 yılında kurulan yaş çay işleme fabrika sayısı, 1985 yılında 45’e ulaşmıştır. Türkiye, Hindistan, Çin, Sri Lanka, Endonezya, Kenya ve Japonya çay bitkisinin bol olarak yetiştirildiği ülkelerdir. Yıllık kişi başına çay tüketimi miktarları yüksek olan ilk 5 ülke şunlardır: İrlanda 3,2 kg, Kuveyt 2,5 kg, İngiltere 2.6 kg, Türkiye 2.3 kg, Katar 2.0 kg.
Sabah kahvaltısından gecenin geç saatlerine kadar hayatımızın içinde olan çay, değişik kültürel değerlerin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Çayla ilgili tekerlemeler, bilmeceler, mani ve türküler, ilâhiler, efsaneler, fıkralar, gelenek ve görenekler başlı başına kültürel değerlerdir. İyi bir çay demlemek için, kireçsiz su, çay ve çay takımı lâzımdır. Çay ne kadar iyiyse, demi de o kadar iyi olur. Demliği deterjanla yıkanmamış, porselen, çelik veya cam olmalıdır.
Çay, sıcak ve nemli yerlerden uzak tutulmalı ve ağzı iyi kapatılmış kavanozda saklanmalıdır. Çay, çok çabuk kaynayan su ile demlenmemeli. En iyisi, kaynayıp soğumuş suya atılarak demlenmelidir. Her bardak çay için bir çay kaşığı kuru çay atılır. Genel olarak çayın demleme süresi 15 dakikadır. Çay damlenirken, çaydanlığın ısısı düşürülmemelidir.
Buğu hoştur, rengi hoştur, taamı hoştur, şurbu hoş,
Demlenirse pek hoş olur, afiyetle iç çayı!
Şark ve garpta şöhreti var, mübtelâ herkes ana,
Ateşi yak, keyfine bak, bardak ile iç çayı!
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE