Untitled Document

MENKIBE - RÂBİA-İ ADVİYYE

Hanım evliyâların en meşhurlarından Râbia-i Adviyye Hazretlerinin çok kerâmetleri görülmüştür.

Çok oruç tutardı. Bir defasında, bir hafta hiç yiyecek bulamadı. Sekizinci gece açlığı iyice şiddetlendi. Bir ara birisi bir tabak yemek getirdi. Yemeği alıp yere koydu ve mum yakmaya gitti. Döndüğünde bir kedinin yemeğini döktüğünü gördü. Su bardağını alırken mum söndü. Suyu içmek isterken de bardak elinden düşüp kırıldı. O da, “Yâ Rabbî! Bu zavallı kulunu imtihân ediyorsun, fakat âcizliğimden sabır edemiyorum.” diyerek, bir “Ah!..” çekti. Bu anda bir ses duyuldu:

“Ey Râbia! İstersen dünya nimetlerini üstüne saçayım. İstersen üzerindeki dert ve belâları kaldırayım.”

Bunu işitince şöyle duâ etti:

“Yâ Rabbî! Beni kendinle meşgul eyle! Senden alıkoyacak işlere, beni bulaştırma!..”


Râbia-i Adviyye hazretleri birgün yolda giderken birisiyle karşılaştı. O kimse Râbia’ya dikkatle bakmaya başlayınca, Râbia hazretleri şöyle sordu:

-Ey kişi! Ne için nâmahrem bir kadına öyle bakarsın?

-Ey kadın! Senin muhabbetin bana tesir etti ve sana âşık oldum.

-Ey kişi, benim bir kız kardeşim var. O daha güzel, arkada geliyor.

O kişi de kardeşini göreyim diye arkasına bakınca, Râbia Hâtun, adama kızıp der ki:

-Ey yalancı! Seni görünce ârif zannettim. Yanıma geldin âşık zannettim. Şimdi ise tecrübe ettim ve gördüm ki, ne ârifsin ne de âşıksın, aynı zamanda muhabbet dâvâsında yalancısın. Eğer muhabbet dâvâsında sâdık olsaydın, benden başkasına iltifat etmezdin.

 



Erkek : İlhami - Kız : Hediye  - Yemek : Pirinç çorbası, Fırında balık, Salata, Helva



Featured Image 01