GÜNÜN TARİHİ - İKİ ZAFER DAHA
BELGRAD’IN FETHİ: 29 Ağustos 1521 tarihinde Belgrad Türkler tarafından fethedilmişti. Macar, Sırp ve Bulgar askerleri, tarafından 21 gün inatla savunulan Belgrad, cihan padişahı Kânunî Sultan Süleyman Hânın ordusuna teslim olmak zorunda kaldı.
MOHAÇ MEYDAN SAVAŞI: 1521 yılında Belgrad’ın fethinden sonra Papa, Osmanlı Devleti’ne karşı Avrupa devletlerini kışkırttı. Bunun üzerine, Kânunî Sultan Süleyman Hân, 23 Nisan 1526’da İstanbul’dan 100 bin kişilik bir ordu ile hareket etti. Mohaç Meydan Savaşı, Mohaç ovasında, 29 Ağustos 1526’da Çarşamba günü ikindi vakti 70 bin Macar atlısının hücumu ile başladı. İki saat devam eden muharebede, başta Macar Kralı II. Layoş olmak üzere 150 bin kişilik Macar, Alman, Çek, İspanyol, İtalya ve Leh kuvvetleri imha edildi. Macar Devleti, tek bir savaş ile ortadan kalktı. Savaş sonunda, Macaristan’ın başşehri Budin (Budapeşte) dahil olmak üzere, birçok şehir fethedildi. Böylece Macar krallığı yıkılmış oldu. .............
O gün öğle vakti henüz vaziyet sakindi. Osmanlı akıncıları ile Macar atlıları birkaç saatten beri hafif hafif vuruşuyordu. Çarpışmalar Rumeli sipahilerinin bulunduğu sol kanada sıçrayınca, Sultan Süleyman zırhını giydi, tolgasını başına geçirdi. Rumeli sipahilerinin yanına gidip onların gözlerini yaşartan, yüreklerini cenk aşkıyla dolduran konuşmasını yaptı. Muharebe, ordugâhtan ayrılmış ve ön saflara gelmiş olan padişahın yakınında cereyan ediyordu. Yeniçeriler olanca güçleriyle savaşa dalmış, Kânunî’nin yanında çok az muhafız kalmıştı.
O anda, 35 seçkin Macar şövalyesinin ok gibi ileri fırladıkları görüldü. Bunlar, 38 gün önce krallarının huzurunda Kânunî’yi öldürmek için canlarını feda etmeye yemin etmişlerdi. Şövalyeler gerçekten kahramanca dövüşerek kendilerine yol açtılar. Bunlardan 32’si öldü. Ama ünlü şövalye Marczali ile iki arkadaşı hedefe ulaştılar. Sultan Süleyman çevresinde kimsenin olmadığını işte o zaman anladı. Şövalyeler oklarını attılarsa da Sultanın zırhını delemediler. 31 yaşındaki genç padişah kılıcını sıyırdı ve çarpışmaya başladı. O da ataları gibi yaman bir cengâverdi. Üç şövalyeyi hücumlarıyla orada öldürdü.
HİKÂYE - 311 NUMARALI ODA
Güney Afrika'nın Cape Tovn şehrindeki bir hastanede devamlı olarak esrarengiz ölümler oluyordu. Hemşireler haftalardır üst üste her cuma günü 311 numaralı yoğun bakım odasına yatırılan hastaları ölü bulmaktaydılar. Bu sırlı ölümlere uzun süre açıklama getirilemedi. Herkes meselenin çözülmesi için seferber oldu. Güney Afrika'nın önde gelen bilim adamları ölenlerin aileleriyle üç hafta boyunca görüşmeler yaptılar. Hatta işin içine polis girdi ve akla gelen her ihtimâl tek tek değerlendirildi, ancak onların araştırmaları da sonuçsuz kaldı. Bu arada o odadaki hastalar sebepsiz ölmeye devam ediyordu. Son çâre olarak bu oda devamlı gözetim altına alındı ve sonunda odadaki ölümlerin sebebi ortaya çıktı...
Sonuç çok trajikomikti. Cuma sabahı saat 6'da odaları temizleyen temizlikçi kadın, hastanın bağlı bulunduğu solunum cihazının fişini çekerek, kendi elektrik süpürgesinin fişini takıyor ve işini bitirdikten sonra, diğer fişi tekrar yerine takıp gidiyordu...
Erkek : Abdürrahim - Kız : Neslihan - Yemek : Şehriye çorbası, Etli Bezelye, Pilav, Yoğurt
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE