Untitled Document

TARİH - DOLMABAHÇE SARAYI

Dolmabahçe Sarayı’nın bulunduğu alan, bundan dört yüzyıl öncesine kadar Boğaziçi’nin büyük bir koyuydu. Osmanlı Kaptan Paşalarının gemilerini demirledikleri, geleneksel denizcilik törenlerinin yapıldığı bu koy, zamanla bataklık hâline gelmiş ve 17. yüzyıldan itibaren doldurulmaya başlanmış, padişahların dinlenme ve eğlenceleri için düzenlenen bir “hasbahçe”ye dönüştürülmüştü. Bu bahçede, çeşitli dönemlerde yapılan köşkler ve kasırlar topluluğu, uzun süre Beşiktaş Sahil Sarayı adıyla anıldı.

Beşiktaş Sahil Sarayı, I. Abdülmecit döneminde, (1839- 1861), kullanışsız olduğu gerekçesiyle 1853 yılından itibaren bölüm bölüm yıktırıldı. Onun yerine bugünkü Dolmabahçe Sarayı yaptırıldı. Yeni Sarayın inşâsı 1856’da bitti. Önceleri “Beşiktaş Sarayı Hümâyûnu” denilen bu saraya halk, sonradan “Dolmabahçe” demiştir.

64 120 metrekarelik bir sahada kurulan Dolmabahçe Sarayı, Dolmabahçe’den Beşiktaş’a doğru dört büyük kısımdan meydana gelmektedir. Bunlar; Mâbeyn-i Hümâyûn (selâmlık), Muâyede Salonu (taht salonu), Harem-i Hümâyûn ve Veliaht Dâireleridir. Bu kısımlar asıl sarayı meydana getirir ve yüzölçümü 16 670 metrekaredir. Sarayın kapladığı sahada bunlardan başka; çeşitli amaçlar için yapılmış olan bir dizi yapılar vardır. Saray, TBMM Başkanlına bağlı olup, resmî konukları ağırlamakta kullanılmaktadır.

GÜNÜN TARİHİ - GAZNELİ MAHMUD

Müslüman olan ilk Türk-devletlerinden olan Gazneliler’in sınırları, bugünkü İran’ın büyük bir kısmıyle Pakistan’ı, Hindistan’ın bir bölümünü ve Hazar Denizi’nin doğusuna düşen bir kısım toprakları içine alıyordu. Bu devletin kurucusu olan Gazneli Mahmud, çok iyi bir asker ve siyaset adamıydı. Edebiyat ve ilme çok önem verirdi. 30 Nisan1030’da vefât etmiştir.

Gazneli Sultan Mahmud, birgün uğradığı köyde dolaşırken, kerpiçten yapılmış, basık damlı, küçük pencereleri olan bir eve rastladı. Merakla kapısına gelerek, içeri girmek için izin istedi. Yaşlı bir adam karşısına çıktı. İçeri girdiler. Yaşlı zât, bir ocağın başında, saçı-sakalı iyice ağarmış bir vaziyette oturuyordu. Sultan, adamın hâlini, hatırını sordu. Çok neş’eli, hiç de dertli bir kişiye benzemiyordu.

Güngörmüş ihtiyara, Sultan Mahmud kendini tanıttı. İhtiyar dedi ki: “Sultanım, benim saltanatım daha güzeldir. Çünkü, düşmanım yoktur. Senin saltanatının ise, sayılamayacak kadar düşmanı vardır.”

ZEKÂ BULMACASI - 30042005

6 kişilik bir grupta herkes birbirine 1 defa “Merhaba” diyor. Dışarıdan bunları duyan bir kişi kaç merhaba duyar? (Cevabı yarın)



Erkek : Rahmi - Kız : Rahime  - Yemek : Mantar Çorbası, Biber dolması, Ayran



Featured Image 01