Untitled Document

MENKIBE - LÂYIK OLAMADIM

Yusuf bin Hüseyin, Zünnûn-i Mısrî ile birlikte yaşadığı hâdiseyi şöyle anlatır:

“Ben tam bir sene Zünnûn’a hizmet ettim, yanından ayrılmadım. Sene sonunda kendisine dedim ki:

- Yâ üstâd! Sizden bir istirhamım olacak, lütfen beni reddetmeyiniz!

Hazret suâlimi merakla bekledi. Dedim ki:

- Siz “İsm-i a’zamı” biliyor musunuz? Bana öğretmenizi istirham ediyorum.

Zünnûn tebessüm edip gitti. Bir cevap vermedi. Böylece tam altı ay geçti. Birgün beni huzuruna çağırıp şöyle dedi:

- Ağzını bağladığım şu testiyi al ve Fustat’ta bir dostum var, ona götür! İçindeki hediyemi ona mutlaka ulaştır! Gerçi o beni bir senedir aramıyor ama, ben vefa gösterip hediyemi göndermiş olayım.

Ben ağzı bezle kapalı testiyi alıp yola koyuldum. Yolda şeytan zihnime vesvese vermeye başladı. (Ey Yusuf, Zünnûn’a bir sene hizmet ettin, yetmedi. Altı ay daha hizmet ettin yine yetmedi. Bir suâlin cevabına lâyık olamadın. Hediye götürdüğün adam ise bir senedir buralara uğramadı. Buna rağmen, üstâd ona hediye gönderiyor. Acaba çok kıymetli bir hediye mi ki? O adam böyle kıymetli bir hediyeye lâyık mı?)

Merakımı bir türlü yenemeyip yolun kenarında, tenha bir yerde durarak testinin ağzını açtım. İçine baktığımda âniden bir fare sıçrayıp çıkmaz mı? Fare toprağın üzerine düştü, sonra hemen birden fırlayarak otların arasında kayboldu. Testinin içinde götürülecek bir şey kalmamıştı. Ben de geri dönüp üstâdın huzûruna girdim. Hiçbir şey söylemeden tebessüm ederek şu karşılığı verdi:

- Azizim, bir farenin bile emanet edilemediği bir insana “İsm-i a’zam” nasıl emânet edilir de öğretilir. Bu mümkün mü? Anladım ki; lâyık olmadan bir şeye talip olmamak lâzımmış.”



Erkek : Hayri - Kız : Hayriye  - Yemek : Pirinç çorbası, Barbunya, Ciğerli pilav, Cacık



Featured Image 01