HİKÂYE - SİMİT TAHTASI
Ünlü basketbolcu eşiyle birlikte, Eminönü’nde geziyordu. Önce Kapalıçarşı, Topkapı Sarayı, Gülhâne Parkı derken, Yeni Câmi’nin önüne kadar geldiler.
Orada bağıra bağıra simit satan bir çocuk vardı. Basketbolcu birden durakladı. Sonra simitçiye yaklaştı:
- Simit’in kaça koç?
- 300 bin abi. Çıtır çıtır...
- Tezgâhta kaç simit var?
- 70-80 tane var herhâlde...
- Hepsini alsam, ne tutar?
- Seksen desek 24 milyon
- Al sana 30 milyon... Farz et ki hepsini aldım...
- Sağol abi... Sağol...
Basketbolcu üç onluk çıkarıp simitçinin önüne bıraktı. Eşi şaşkındı... Üç beş adım yürümüşlerdi ki kocasına yaklaşıp fısıldadı.
- Suat, sen deli misin?
- Yooo.
- Peki, yemediğimiz simitlerin parasını niye verdin?
- Boşver sormaa...
- Diyelim ki soruyorum. Hem ısrarla soruyorum.
- Öyleyse söyliyeyim. Tablanın kenarı dikkatini çekti mi?
- Hayır.
- Dikkatli baksaydın görecektin. Tahtaya bir isim kazınmıştı.
- Nasıl bir isim?
- Suat!
- Yoksa?
- Evet, o tezgâh, eskiden benimdi...
BUGÜN - IRK AYRIMI İLE MÜCADELE GÜNÜ
Bugün, Dünyada Irk Ayrımı ile Mücadele Günü’dür. Demokrasinin en çok gelişmiş olduğu ülkelerde dahi ırk ayrımının önüne geçilememiştir. Dünyanın en medenî ülkesi sayılan ABD’de bi-le, eski hızını kaybetse bile, hâlen ırk ayrımı yapılmaktadır. Hâlbuki Allah indinde; zenci, beyaz, köle, efendi gibi ayrım yoktur.
Erkek : Bahtiyar - Kız : Sümeyye - Yemek : Erişte çorbası, Zeytinyağlı kereviz, Pilav, Revani
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE