SOHBET - ORUÇ TUTARKEN
Bir ibadeti yaparken, o ibadetin farzlarını, vâciblerini, sünnetlerini, mekruhlarını ve müfsitlerini, yani bozan şeyleri de bilmek lâzımdır. Bunlar bilinmezse, yapılan ibadet sıhhatli olmaz. Hatta öyle olur ki, ibadet yaptığımızı zannettiğimiz hâlde, o ibadet bozulmuş, ibadet olmaktan çıkmış olabilir.
Meselâ, orucun farzlarından birisi, orucun başlayış vaktinden bitiş zamanına kadar, orucu bozan şeylerden sakınmaktır. Başlayış vaktinden sonra ve bitiş vaktinden önce birşey yenir ve içilirse, oruç bozulur. Bunun için orucun farzlarını, mekruhlarını ve müfsitlerini, yani orucu bozan hâlleri ve bozmayan şeyleri iyi bilmek lâzımdır.
Orucu bozmayan, fakat sevabını azaltan şeylerden de kaçınmak lâzımdır. Oruç tutanlara vâdedilen büyük sevaba kavuşmak için hadis-i şeriflerde bildirilen şu hususlara da dikkat etmek lâzımdır: Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
“Beş şey orucun sevabını giderir: Yalan, nemime, yani söz taşımak, gıybet, yabancı kadına şehvetle bakmak ve yalan yere yemin.”
ORUCA NİYET: Bir gün evvel güneş batmasından, oruç günü dahve vaktine (öğleden bir saat önceye) kadar, Ramazan orucuna kalb ile niyet etmek farzdır. İmsaktan önce niyet ederken, “Niyet ettim yarın oruç tutmaya”, İmsaktan sonra da, “Niyet ettim bugün oruç tutmaya” denir. Her gün ayrı niyet etmek lâzımdır.
SAHUR YEMEĞİ: Sahurda yemek yemek çok faziletlidir. Bir özür yoksa terk etmemelidir. Doyduktan sonra yemek, başka zamanda haram olduğu hâlde, sahurda haram değildir.
Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:
“Sahurda bir lokma yiyenin defterine yirmi senelik ibâdet sevâbı yazılır. İki lokma yiyenin defterine altmış senelik ibâdet sevâbı yazılır.”
YARIN - HIRKA-İ ŞERİF AÇILIYOR

Peygamber efendimizin, üzerinden çıkararak Veysel Karânî hazretlerine verilmesini vasiyet ettiği Hırka-i şerîf her yıl Ramazan ayının ilk Cumâ günü İstanbul Fatih semtindeki Hırka-i Şerîf Câmii’nde ziyarete açılıyor. Ramazanın son günü ikindi vaktine kadar, her gün 10.00-16.00 saatleri arasında ve Kadir Gecesi’nde ise, sabah saat 04.00’e kadar ziyâret ettirilmektedir. Yurdun her köşesinden gelen ziyâretçiler, son senelerde çok fazla artış göstermiştir.
Peygamber efendimizin bilinen iki hırkası bulunuyor. Bunlardan biri Kasîde-i Bürde’nin yazarı büyük şair Kâ’b bin Züheyr radıyallahü anha verildi ki; bu hırka Topkapı Sarayı’nın Kutsal Emânetler bölümünde saklanıyor.
İkinci hırka ise, Yemenli Üveys-i Karnî’ye (Veysel Karânî) “rahmetullahi aleyh”, Peygamberimizin vasiyeti üzerine verilen hırkadır. Peygamberimizin vefâtından 5 yıl sonra Veysel Karânî’ye teslim edilen bu hırka, Veysel Karânî’nin Sıffîn Savaşı’nda şehit olması ile kardeşi Şihâbüddin-i Sühreverdî’ye, ondan da oğlu Tâcüddin ve evlâtlarına kaldı. Üveys Ailesi, Irak ve çevresindeki savaşlar üzerine bu bölgeden ayrılarak Kuşadası’na yerleşti.
Bu Hırka-i Şerîf, I. Sultan Ahmed Hân zamanında 1611 yılında, Üveys Ailesi ile birlikte İstanbul’a getirildi. Elden ele geçerek Sultan II. Osman Hâna hediye edilen hırka için, Sultan Abdülmecid Hân tarafından 1851 yılında Hırka-i Şerîf’in ziyâret ve muhafazası için, Fatih’te Hırka-i Şerîf Câmii yaptırıldı ve hırka buradaki özel bölüme konuldu. Bu Hırka-i Şerîf, 8 parçadan meydana geliyor. 120 santimetre boyundaki bej renkli hırka, genç develerin boğazlarının altındaki ince tüylerden yapılan yünden örülmüş ve bol kolludur.
Erkek : Sinan - Kız : Sare - Yemek : Yayla çorbası, Fırında patates, Börek, Ayran
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE