MENKIBE - GERÇEK SEVGİ
Birgün evliyâdan birine sormuşlar:
“Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?”
“Bakın göstereyim.” diyerek önce sevgiyi dilden gönüle indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış. Hepsi oturmuşlar yerlerine. Ortaya çorba tası gelmiş ve arkasından da bir metre kadar boyunda kaşıklar. O zat onlara demiş ki:
“Bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz!”
Sofradakiler çorba içmeye teşebbüs etmişler. Fakat kaşıklar uzun geldiğinden bir türlü ağızlarına götürememişler. Beceremeyince, sofradan aç kalkmışlar.
Daha sonra sevgiyi gerçekten bilenler yemeğe çağrılmış. Onlar da sofraya gelip oturmuşlar. Aynı şey onlara da söylenmiş. Her biri uzun boylu kaşığını çorbaya daldırıp, sonra karşısındaki arkadaşına uzatarak içirmiş. Böylece karınlarını doyurup şükrederek kalkmışlar sofradan.
Sonunda evliyâ zât buyurmuş ki:
- İşte, kim bu sofrada yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse, o aç kalacaktır. Ve kim kardeşini düşünür de, onu doyurursa, o da kardeşi tarafından doyurulacaktır. Şunu da unutmayın ki, dünyada alan değil, veren daha kazançlıdır.
HİKÂYE - REKLÂM GERÇEĞİ
ABD’de Brooklyn Köprüsü’nde, bir bahar günü, âmâ bir adam dilencilik yapıyormuş. Dizlerinin dibine bir tabelâ koymuş. Üzerinde, “Doğuştan Kör” yazısı yazılıymış. Herkes dilencinin önünden geçip giderken tektük para atanlar oluyormuş. Bir reklâmcı bunu görüp tabelâyı almış ve arkasına bir şeyler yazdıktan sonra olduğu yere sessizce tekrar bırakmış.
Ne olduysa ondan sonra olmuş... Yazıyı okuyan herkes, başlamış dilencinin önündeki şapkaya, para atmaya... Bir cümle kâfi gelmiş şapkanın kısa zamanda ağzına kadar parayla dolup taşmasına. Cümle şu imiş:
“Güzel bir bahar günü... Ama, ben baharı göremiyorum...”
Erkek : Kuddusi - Kız : Asuman - Yemek : Şehriye çorbası, Patates püresi, Etli nohut, Hoşaf
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE