Untitled Document

MANZUM MENKIBE - RÂBİA-İ ADVİYYE

Birgün bir misâfiri, gelmişti hânesine,
Bir parça eti vardı, koydu tenceresine.

Düşündü pişirip de, ona ikrâm etmeyi,
Onunla konuşurken, unuttu pişirmeyi.

Nihayet akşam oldu, namazları kıldılar,
Hem kendi, hem misâfir, o gün oruçluydular.

Dedi: "Yemek pişmedi, unutmak sebebiyle,
Bâri iftâr edelim, biraz ekmek, su ile."

Getirmeye giderken, su ve kuru ekmeği,
Leziz et kokuları, bir anda sardı evi.

Baktı ki tencerede, duran et, o hâliyle,
Ateşsiz güzel pişmiş, kudret-i ilâhiyle.

Misâfir o yemekten, yiyince, ilk tadımda,
Dedi: "Böyle hoş yemek, yemedim hayatımda.

Hem de sen, pişirmeği, unutmuştun bu eti,
Buna rağmen pişmiş et, nedir bunun hikmeti?"

Dedi: "Kul unutmazsa, Hak teâlâyı eğer,
Onu da unutmayıp, etini pişirirler."

TARİH - HAYVANLARI KORUMA

Türkler, hayvanlara eziyet edilmesine ve onların bir tarafının kesilerek eğlenilmesine çok kızarlar. Venedikli bir kuyumcunun tuttuğu kuşlar arasında, rengi ve büyüklüğü bakımından kukumaya benzeyen bir kuş vardı. Hayvanın gagası pek küçük olmasına rağmen göğsü, ağzını açtığı zaman, bir insan yumruğu içine girebilecek kadar genişti. Şakacı bir insan olan kuyumcu, bu tuhaflığından dolayı kuşu kanatlarından gererek kapısına asmıştı. Gagasını da bir çomak koymak suretiyle açık tutuyordu.

Evin önünden geçen Türkler, hayvanın hâlini görünce acıdılar. Böyle zararsız bir kuşa eziyet etmenin cinayet olduğunu söyleyerek adamı evinden dışarı çıkardılar. Yaka paça hâkimin huzuruna getirdiler. Hâkim ona ağır bir ceza vereceği sırada, Venedik sefâretinden bir memur gelerek suçlunun kendisine teslimini talep etti. Kuyumcu, kendisini getiren Türkler'in şiddetli itirazları arasında, hâkimin merhameti sayesinde sefâretten gelen memura teslim edildi.

O. G. Busbecq 16. Yüzyıl. Viyana Sefiri



Erkek : Cemil - Kız : Hüsniye  - Yemek : Mercimek Çorbası, Balık tava, Tahin-Pekmez

Featured Image 01