MANZUM MENKIBE - TUZ VE ŞEKER
Henüz doğmadan önce, görüldü kerâmeti.
Tüccardan bir tânesi, ticâret gâyesiyle,
Şeker yüklü bir kervan, götürürken Delhi'ye,
Feridüddin Genç Şeker, bakıp o çuvallara,
Sormuştu ki: (Ey tüccar, ne doldurdun bunlara?)
O tüccar, cevabında, sinsi sinsi, gülerek,
(Tuz doludur.) demişti, hem de alay ederek.
O dahi buyurdu ki: (Mâdem öyle diyorsun,
Doğrudur, olabilir, öyle ise tuz olsun.)
Tâcir Delhi şehrine, varıp eriştiğinde,
Çuvalları açtı ki, tuz dolu her birinde.
Hatâsını anlayıp, oradan döndü geri,
Arayıp buldu hemen, Feridüddin Şeker'i,
Pek çok özür dileyip, arz etti ki: (Efendim,
Bendeniz size karşı, edepsizlik eyledim.)
Buyurdu ki: (Kardeşim, mâdem öyle diyorsun,
Onlar şeker idiyse, öyleyse şeker olsun!)
Gelip o çuvalları, merakla açtı hemen,
Gördü ki bütün tuzlar, şeker olmuş tamamen.
FIKRA - HAKEMMİŞ
Polis, stadyum civârında ağaca çıkarak, maçı seyreden birine der ki:
- Size hiç yakıştıramadım. Kelli felli adamsın. Para verip içeri girsenize!
Adam, yerine biraz daha yerleşip şöyle cevap verir:
- Ben para vermeden içeri girdim. Az evvel stadyumdaydım, boyumun ölçüsünü aldım. Ben bu maçın hakemiyim...
Erkek : Mahmud - Kız : Şule - Yemek : Türlü, Yaprak sarması, Ayran, Kavun
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE