MENKIBE - HZ. MUSA’NIN KOMŞUSU
Mûsâ aleyhisselâm, Tûr-i Sînâda Allahü teâlâ ile mükâleme ederken sordu:
- Yâ Rabbî! Âhırette benim komşum kimdir?
- Yâ Mûsâ! Senin komşun, falan yerde, falan kasaptır!
Mûsâ aleyhisselâm kasabın yanına giderek, evinde misâfiri oldu. Yemek zamanı gelince, kasap, bir parça et pişirdi. Duvardaki asılı zembili aşağı alarak, orada bulunan ve sâdece bir deri ve kemikten ibâret bir kadına yedirdi ve suyunu da içirdi. Üstünü başını tekrar temizleyip, zembile koydu.
Mûsâ aleyhisselâm kasaba sordu:
- Bu senin neyindir?
- Annemdir. İhtiyar olup bu hâle girdi. İşte her sabah ve akşam kendisine böyle bakarım.
Mûsâ aleyhisselâm, yaşlı kadının oğlu için, "Yâ Rabbî! Oğlumu Cennette Mûsâ aleyhisselâma komşu eyle!" dediğini işitmişti. Bunun üzerine kasabı müjdeleyerek buyurdu ki:
"Allahü teâlâ seni affederek, Mûsâ aleyhisselâma komşu etti."
ŞİİR - VEDÂ
| Çocukken, şirin bir evimiz vardı, Bahçede oyuncak devimiz vardı. Kırmızı panjurlu pencereleri, Mehtâbı saklardı yaz geceleri. Masallarda peri olurdu ışık, Rüyâlar, rüyâlar karmakarışık. Uzaklardan kurt sesleri duyardık, Bir senfoni gibi biz de uyardık. Rüzgâr ağaçlarla nağme çalardı, Herkes tatlı bir uykuya dalardı... .................. Bir komşumuz vardı, yaşlıca çınar, Yanında çağlayan gür sesli pınar. Bu çınar görmüştü Osmanlılar’ı, Yerleri inleten akıncıları. |
Bâzen gövdesine kulak dayardık, Derinden derine bir ses duyardık. Bu ses “Allah! Allah!” nidalarıyle, Rüzgârdan, şimşekten kanatlarıyle. Seferlere giden gâzi sesiydi, Bu yaşlı çınarın inlemesiydi... ................. Mevsimler tükenip, eridi yıllar, Beni muhitimden ayırdı yollar. Birgün geri döndüm şirin köyüme, Çınar yoktu, taş düştü yüreğime. Odun olur, diye kesmişler onu, Böyle hazin bitmiş, bir ömrün sonu. Başucunda durup, ağladım derken, Bir vedâ etmedi bana giderken.” Ahmet Sırrı Arvas |
Erkek : Timur - Kız : Neclâ - Yemek : Etli bamya, Makarna, Börek, Komposto
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE