ŞİİR - ERZİNCAN MANİLERİ
Dağların yeli geldi,
Yağmurun seli geldi,
Ağla gözlerim ağla,
Ayrılık günü geldi.
Koyunun yüzü geldi,
Gün çaldı buzu geldi,
Çobana tâze keçe,
Ağaya kuzu geldi.
Baharın gülü gibi,
Gezerim deli gibi,
Senden bir koku geldi,
Erzincan gülü gibi.
Ağaç dikili kaldı,
Yakam sökülü kaldı,
El anaya kavuştu,
Boynum bükülü kaldı.
Akan suya ak demem,
Kem tâlihe vah demem,
Mısır sultanı olsan,
Boyun büküp şah demem.
Ak şallım, kara şallım,
Karlı dağlar aşalım,
Aramızda dağlar var,
Mektupla konuşalım.
Al perde, yeşil perde,
Uğrattın beni derde,
Ben bu dertten ölürsem,
Nasıl yatayım yerde?
Altın yüzük olaydı,
Parmağımda duraydı,
Sen gurbete gidince,
O da bende kalaydı.
Arabam gider karadan,
Dağlar kalksın aradan,
Beni köye kavuştur,
Yeri göğü yaratan.
Bir at bindim başı yok,
Bir çay geçtim taşı yok,
Burada bir garip ölmüş
Ağlayacak kardeşi yok.
FIKRA - KRAL KİM
Fransa Kralı 4. Henri, bir gün ormanda atla dolaşıyordu. Bu gezinti sırasında bir köylüye rastladı. Köylü, bu güne kadar hiç görmediği yabancıya sordu:
- Kralın bugün buralarda gezinti yaptığını duydum. Ona rastladınız mı?
- Evet. Ben şimdi onun yanına gidiyorum. İstersen seni götüreyim.
- İyi ama ben kralı tanımıyorum. Etrafı kalabalıktır. Kendisine karşı bir saygısızlığım olmasın. Kral olduğunu nasıl anlayabilirim?
- Onun yanında bulunan herkes şapkasını çıkarır. Öylece anlarsın
Atın gerisine binerek yola koyuldular. Kral biraz sonra mâiyetinin yanına varınca, herkes ayağa kalkıp şapkalarını çıkardı. Kral köylüye dönerek sordu:
- Şimdi kralın kim olduğunu anladın mı?
- Kim olacak. Ya sen kralsın, yahut ben.
Erkek : Hayreddin - Kız : Müzeyyen - Yemek : Kıymalı Taze Fasulye, Peynirli Makarna, Sütlaç
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE