Untitled Document

HATIRA - YETİM KIZ

Hacı Bilâl, yılların manifaturacısıdır. Birgün 3 adam gelir mağazasına. Biri eğilip kulağına der ki:

- Hacım. Mahallemizde 2 yetimi evlendiriyoruz. İkisinin de düğün masrafını, mahalleli yapacak. Tuhâfiyeyi de, sizden almaya karar verdik.

Hacı Bilâl garip bir cevap verir:
- Haftaya kızla birlikte gelin!

Onlar çıkınca oğlu hayretle sorar:
- Baba, haftaya gelecek mallar hep ipekli. Kenarda kalmış olanlardan verseydik ya. Nasıl olsa para almazsın.
- Ah oğlum. Şu anda tüccar olan baban da yetim büyüdü. Düğünümüzü hatırladım birden. Annen hâlâ o zamanı hatırlar ve der ki: “A efendi! Gelin olurken alamadığım o al basmalardan şimdi yok mu hiç? Hâlen gözümde tütüyor!”

Oğlunu Erzurum’dan Trabzon’a malları almaya gönderecektir ama, bir telgraf gelir oğlunun rengi solar.
- Hayırdır oğlum bir aksilik mi var?
- Baba! Gemi fırtınaya yakalanmış. Ağır mallardan denize bırakmışlar. Kumaşlar telef olmuş. Yandık!..

Babasının verdiği cevap şaşırtıcıdır:
- Böyle birşeyin olmaması lâzımdı!
Oğlu malları Trabzon’da karşılar. Aldığı cevap sevindirir oğlanı: “Biz öyle bir tehlike atlatmadık. Bilmiyoruz!”

Erzurum’a gelen oğlu, babasına müjde verir. Ama babanın verdiği cevap yine şaşırtıcıdır:
- Biliyordum oğlum. Biliyordum.
- İyi ama baba, nerden biliyorsun?
- Oğlum, ben şimdiye kadar zekâtımı verdim. Yüce Allah, “Zekâtı verilen malı, ben muhafaza ederim!” buyurmuyor mu?

İki gün sonra evlenecek yetim kız gelince; “Kızım hangisini beğenirsen ordan al!” diyen Hacı Bilâl, parasını almayarak, yetimi ve mahalleliyi şaşırtır...   

Türkiye  Gazetes, 20/1/1996



Erkek : Ethem - Kız : Didem  - Yemek : Haşlama et, Pirinç pilavı, Salata, Cacık



Featured Image 01