Untitled Document

MANZUM MENKIBE - GIYBET

Hasan-ı Basri, büyük evliyâ, tâbiinden,
Çok fazla korkuyordu, yaratan sahibinden.

O ibâdet ederken, komşusunun birisi,
Dedi ki: “Gıybet etti filan zat, bugün sizi.”

Buyurdu ki: “Ne için gittin onun evine?”
Dedi: “Davet etmişti, yemek ziyafetine.”

Buyurdu ki: “Neler ikram etti size o zat?”
Dedi ki: “Çok çeşitli yemek ile meşrubat.”

Buyurdu: “Sakladın da bunları içinde hep,
Şu bir çift sözü niye, saklayamadın acep?”

Bir tabak hurma verip, bunu haber verene,
Buyurdu: “Götür bunu beni gıybet edene.

O benim günahımı kendine alıvermiş,
Böylelikle o bana, çok iyilik eylemiş.

O bana böyle ikram, iyilik etti diye,
Ben de bu hurmaları, ona ettim hediye.

Benden ona söyle ki, bakmasın kusuruma,
ikramına karşılık, çok az oldu bu hurma.”

HATIRA - KEKLİK

Baharda keklikler birleşince, dişi keklik yumurtlamak için yuva yapmaya başlar. Önce boş bir yuva yapar. İlk yaptığı boş yuvayı erkeğine gösterir. Beni kaybettiğin zaman burada ara! diye tenbih eder. Buna aldak denir. Daha sonra erkek kekliğe göstermeden asıl yuvayı yapar. Göstermez, çünkü erkek dişisini çok kıskanır. Eğer yuvayı bulursa, dişisini kendinden ayıran yumurtaları kırar. Zâten dişi de, erkeğinin başka dişilere gitmesini engellemek için aldak yuva yapmıştır. Dişi kuluçkaya yattığı zaman, erkek dişisini aldakta arar. Arar ama, bulamaz. Yine de aldağın etrafından ayrılmaz. Erkeğin böyle dişisiz kaldığı günler, en kolay avlanma zamanıdır. Avcılar besledikleri dişi kekliği kaptıkları gibi doğru ardıcın dibine koyar. Kendisi de gümenin içine girerek beklemeye başlar. Çok geçmeden dişi öter. Dağdaki erkek keklik gelir. Avcı da atar vurur.

İbrahim Kılınç



Erkek : Şakir - Kız : Şeyma  - Yemek : Patates Oturtma, Fırında makarna, Muhallebi



Featured Image 01