HATIRA - 85 000 MARK
Almanya’da havayollarında işçi olarak çalışıyorum. Bagajları uçağa yükletirim. Yine birgün bagajları uçağa yükletip sandalyeme oturmak istediğimde bir başkası oturmuş. Bir çok gazeteyi de sandalyede bırakmış. Onları kaldırınca, bir el çantası göründü. Bir polisin nezâretinde çantayı açıp baktık. İçi mark doluydu. Çantayı kayıp eşya bürosuna teslim ettim.
Bâzı arkadaşlar, “O kadar para teslim edilir mi?” gibilerden söz ettiler ama, aldırmadım. 1 hafta sonra akşam kapım çalındı. Bir erkek bir kadın iki Alman ismimi sordular. Kendimi tanıtınca ağlayarak boynuma sarıldılar. Hangi milletten olduğumu sordular, “Türk’üm!” dedim. Adam durumu anlattı.
“Ben o gün Berlin’den gelmiştim. Babamdan kalan bir arsadaki hissemi 85 bin marka satıp geri döndüm. Fakat yorgunluktan o kadar muzdarip idim ki, eve geldiğimde çantamı unutmuş olduğum aklıma geldi ama nerede unuttuğumu hatırlayamadım. Çıldırıyorduk artık. Neticede kayıp eşya bürosuna sorunca sizin bulup getirdiğinizi öğrendim. Size çok teşekkür ederim. Bu iyiliğiniz için şu 1000 markımı kabûl edin!”
Ne kadar yalvardılarsa da parayı almadım. Sonunda, dedim ki: “Memleketim Rize’de bir hayır kurumu vardır. Ha ona 500 markınızı alıp bağış yapabilirim!” İlla 1000 mark dediler ama yine de 500 mark aldım... defâlarca teşekkür ederek ayrıldılar... Ben de izne gittiğimde Rize’deki hayır kurumuna verdim...”
Rizeli Osman (Türkiye Gazetes, Şubat 96)
FIKRA - HOCA'NIN NASİHATI
Nasreddin Hoca’nın ününü duyan biri akıl danışmaya gelip sormuş:
- Hocam dünyada başımdan bir sürü hâdiseler geçti. Hangisini unutup hangisini kafamda tutacağımı bilemiyorum, bana bir akıl söylesene?
Hoca da şöyle cevap vermiş:
“Gördüğün iyiliği, her zaman aklında tut!
Yaptığın iyiliği, ise çabucak unut!”
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE