Untitled Document

TARİH - OSMANLILAR’DA VAKIF

Osmanlı vakıflarında insan hakları, insan sevgisi, ırk, din, dil, mezhep farkı gözetilmeksizin tatbik ediliyordu. Bu yüce müesseselerde Rum, Ermeni, Türk, Bulgar ve her mezhepten, her soydan insanlar birbirlerini daha hür, daha zengin yaşatmak için âdeta kurt ile kuzunun birlikte yaşadığı hayat tarzları sürdürmüşlerdir.

İşte bir örnek; Edremit’teki zeytinliklerini İstanbuldaki Yenikapı dervişlerine vakfeden Rum kadının 7 Safer 1301 târihli vakfiyesinden bir bölüm:

“Karasi vilâyeti, Edremit kazası köylerinden Zeytinli köyünde, Devlet-i aliyye tebasından, Rum milleti kadınlarından olup ... Sarıoğlu zevcesi, Nikola kızı Rikne’nin oturmakta olduğu yere varıp... adı geçen köyün sınırları içinde, Şarlak adlı yörede bulunan, dört tarafı dağlarla kuşatılmış büyük ve küçük 350 kök zeytin ağacını içine alan bir kıta zeytin bahçesiyle, yine aynı köyde bulunan, 4 tarafı meyhâneci Yorgi, Komiç Baçoğlu Dimitri ve pabuççu Sinyor’un kızı Bermatula ve bir kısım Haralambo, umumi yol ve birazı da Rıza bey kahvesiyle sınırlı iki göz bakkal dükkânlarını ve bir kahveyi içine alan ve bir ekmekçi fırınını, sahih vakf ile vakf-edip şöyle şart ve tayin edip yazdırdım ki: Adı geçen ağaçlar, dükkân, kahvehâne ve fırın.. Usûlü üzre onarılıp hâsıl olan meyveler ve gelirlerinden, Dersaâdet’te (İstanbul) Yenikapı Mevlevihânesi’ndeki dervişlerin yemeleri için, her sene herbir okkası 400 dirhem itibâriyle, 20 okka ‘rogeni’ zeytin verilip, kalanı mütevelli hakkı olarak oğlum, mütevelli (Vakfiye’de adı yazılan) Elkiyâdi’ye âit ve meşruta ola...”

Türkiye  Gazetesi, 2.1.1997

NÜKTE - DİZGİ HATASI

Meşhûr dinsizlerden Abdullah Cevdet’in bir yazısı gazetede; “Ben bu vatanın öksüzüyüm.” yerine “Ben bu vatanın öküzüyüm.” diye çıkmış. Süleyman Nazif bunu okuyunca şöyle demiş: “İsâbet buyurmuş, isâbet buyurmuş.”



Erkek : Halil - Kız : Leyla  - Yemek : Mercimek Çorbası, Fırında balık, Helva



Featured Image 01