HATIRA - TÜRKÇE KONUŞAN ERMENİ
Filistin’de Bir Zeyt Üniversitesi’ni ziyâret ediyoruz. Üniversitenin halkla ilişkiler müdürü bir Ermeni. Albert Agazaryan. Hem de Türkiye Ermenisi. Âilesi Adana’dan 1915’te göçmüş. Bize sıcak ilgi gösterdi ve bizimle Türkçe konuştu; anneannesinin Türkçesi’ymiş. “Çünkü” dedi. “Anneannem başka dil bilmezdi. Ev halkı onunla mecbûren Türkçe konuşuyordu. Ben de böyle öğrendim.”
Albert Agazaryan, ABD’de Georgetown Üniversitesi Târih Bölümünü bitirmiş. Bir Zeyt Üniversitesinde de Ortadoğu Târihi dersi veriyormuş. Albert, cana yakın bir insan. Türkiye’den gelen ve Türkçe konuşan kim olursa insan gurbette bir hemşehriye rastlamış gibi oluyor. Sanırım karşımızdakiler de aynı duyguyu taşıyorlar. Hal ve hareketleri bunu gösteriyor.
Tel-Aviv’de Türkiye’den göçen Yahudiler’in yaşadığı mahalleye gitmiştik. Onların kulüpleri, kahvehâneleri falan da varmış ama biz zaman darlığından oralara uğrayamıyoruz.
Rastgele bir araba çevirmiştik. Türk işçilerinin devam ettiği kahvelerin bulunduğu eski Tarhana merkezine gidecektik. Taksici bize Türkçe “Buyurun” dedi. Meğer, İstanbul’dan 1959’da göçmüş. Yanındaki arkadaşı da Türkçe konuşuyordu ama onun Türkçesi Azerbaycan Türkçesiydi. Meğer şimdi İran topraklarında yer alan Güney Azerbaycan’dan gelmiş. Bir süre de Bakü’de bulunmuş. 50 yıldır Tel Aviv’de yaşadığını söyledi. Çok şakacıydı. “Ben yahşi Türkçe bilirem” diyordu.
Arslan Tekin
Türkiye Gazetesi, 28.11.1996
HİKMET - HESAP
Hazret-i Ali’ye sorarlar:
- Allah bu kadar insanı nasıl hesâba çekecek?
O da şu cevâbı verir:
- Nasıl rızıklandırdıysa öyle.
Erkek : Edip - Kız : Dürdane - Yemek : Karnabahar, Kış Türlüsü, Turşu
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE